Evde Korona Günlüğü, Gün 14, 4 Nisan 2020

Cirque de Soleil

Cumartesi. Haftanın en şahane günü. Ama Yaprak için değil. O saat 10:00-12:00 arası 7. sınıflar için deneme sınavına girdi. İyi geçtiğini söylüyor, sonuçları göreceğiz. Yaprak sınav olurken evin arka bölümüde toz bile uçamadı.

Bugün alışveriş ihtiyacımızı dış destekle karşıladık. Cuma günü Yaprak’la kapsamlı bir liste çıkardık ve evimize yakın markette çalışmakta olan bir görevliye ilettik. Kısa süre içinde paketlerimiz geldi. Ancak listeye koymayı unuttuğumuz çok önemli üç kalem için ben öğleden sonra sokağa çıkmak durumunda kaldım.

Eve döndüğümde kendimi memnuniyetle kitabıma teslim ettim. Hindistan’daki kast sistemi ve demokrasiyi didik didik ederken, telefonuma gelen bir mesaj ilgimi şekti.

Mesaj, 3 Nisan 2020’de bütün dünya ile paylaşılan Cirque du Soleil‘in bir saatlik gösterisinin linkini paylaşıyordu.

Günüme enerjisi ile dinamizm, müzikleri ile coşku, estetiği ile güzellik katan bu gösteriyi baştan sona izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

“Aaaa, yok hepsini seyredemem” diyorsanız, 43:33’ye çekin videonun akışını ve cennetin dansini saçlarından asılı şekilde yapan o muhteşem kadını izleyin. Büyüleneceksiniz.

 

Washington Post – 04.04.2020 Korona Virüs Dünya raporu 

#sokağaçıkmayasağıistiyoruz. #covid19

 

Evde Korona Günlüğü, Gün 13, 3 Nisan 2020

Ekran Resmi 2020-04-03 20.46.05

Evde geçen ikinci okul haftamızın sonuna geldik. Yaprak’ın sanal ortamda eğitim almaktan bir sıkıntısı yok. Hatta genel olarak 15 gündür evde oturuyor olmaktan da mutsuz değil. Gün içinde müzik dinliyor, ukulele çalıp şarkı söylüyor, dans ediyor, bana garip garip esprileri olan videolar getiriyor, ben “anlamadım” diyorum, “Amannnn anne” diyerek aramızdaki kuşak uçurumunu yüzüme vuruyor, gibi gibi gibi 🙂

.

Bugün Peryön Akademi ekibi ile 14 Nisan’da yapmayı planladığımız Performans Yönetimi Sanal Eğitimi’nin denemesini gerçekleştirdik.

Eğitimde Perculus çözüm ortağını kullanacağız. Perculus sisteminde, bütün katılımcılar birbirlerini görerek, konuşarak, yazarak, çizerek, doküman paylaşarak üretken olabilir. Yani kullanacağımız araç interaktif. Bu çok heyecan verici.

Elbette sınıf eğitiminde yaptığımız bireysel ve grup çalışmaları farklılaşacak. Önümüzdeki bir hafta içinde eğitimde kullanacağım uygulamaları teknoloji uyumlu hale getireceğim.

Bu zorunlu girdiğimiz süreç biz eğitimciler için de büyük tecrübe oluyor. Gerek teknolojiyi etkin kullanmak, gerekse yeni eğitim tasarımları yapmak bizleri geliştirecek. Teknoloji sayesinde İstanbul dışından katılımcılara da ulaşabilecek olmak büyük mutluluk.

Peryön Akademi sadece eğitimler değil, organize edeceği webinarlarla da İK dünyasına dokunmayı planlıyor. Ben de birkaç başlık üzerinden meslektaşlarıma fayda yaratmaya çalışacağım. Yani ödevim büyük. Bu sıra dışı günlerde birbirimizi destekleyerek güçlendirmeliyiz. Bizlerin bilgilenmesi ve bakışımızı büyütmemiz şirketlerimizdeki çalışanlara da daha iyi destek verebilmemiz anlamına gelir.

.

Yarından itibaren 65 yaş üstü ve 20 yaş altı olanlar sokağa çıkamayacak. 30 büyük şehire giriş ve çıkışlar yasaklandı. Maskesiz sokağa çıkılmayacak. 3 metre kuralına uyulacak… Ama o fabrika ve ofislerde kalabalık gruplar halinde çalışmak zorunda olan insanlar evlerine girmedikçe enfekte insan sayısı azalmayacak, tam tersi sürekli artacak. Eninde sonunda görecekler …

.

Washinton Post – Korona Virüs Dünya Raporu – 03.04.2020

 

#sokağaçıkmayasağıistiyoruz

 

 

Evde Korona Günlüğü, Gün 12, 2 Nisan 2020

Dün Prof Dr. Cemil Taşcıoğlu’nun korona virüsüle verdiği mücadele sonrasında aramızdan ayrılması, akşam saatlerinde sağlık çalışanlarının virüsle enfekte olma sayıları ve sağlık bakanının “biz virüsün bu kadar hızlı yayılabileceğini bilmiyorduk” sözlerini duyduktan sonra içime aşırı sıkıntı ve keder bastı.

Sonuç yukarıda.

Bu benim tepkim.

Herkes tepki vermeli. Kendi yolu, kendi yöntemiyle.

Hepimiz neyin yapılması gerektiğini biliyoruz. Bütün dünya yaptı. Biz de neden yapılmıyor?

Nasıl olsa büyükşehirlerde yapılacak. Bir atasözü vardır yüzlerce kelimeden daha net:

Unutma; geç yağan yağmurlar, hayat vermez kurumuş çiçeklere.

#sokağaçıkmayasağıistiyoruz

#istanbul #ankara #izmir #kocaeli #sakarya #adana #bursa #konya #ısparta #covid16 #koronatürkiye

 

 

Evde Korona Günlüğü, Gün 11, 1 Nisan 2020

 

O bahar çiçekleri ile sizi hatırlayacağım.

Korona virüsü ile mücadele sürecinde yetki ve sorumluluk bilinci ile hastalarına fedakarca el veren Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu’nu kaybettik.

Yakınlarına sabır diliyorum. Allah rahmet eylesin.

.

Bugün spor, toplantı, gelişim değil, sadece TC Sağlık Bakanı’nın basın toplantısında sarfettiği şu cümlesini gündemime alıyorum:

“Biz bu virüsün bu kadar hızlı yayılacağını bilmiyorduk”

Biz dünyayı iki aydır yakından çok yönlü takip ediyoruz ve biliyoruz. Siz ve Bilim Kurulu nasıl bilmiyorsunuz? Veya kimler bunu neden bilmiyor, bilmek istemiyor?

Bir ülke adına yetki ve sorumluluk sahibi olmak nedir?

Haftalardır “Sokağa çıkma yasağı” diye bağırıyoruz.

Ben halkım ve yetki, sorumluluklarım çerçevesinde

#sokağaçıkmayasağıistiyorum

Evde Korona Günlüğü, Gün 10, 31 Mart 2020

Sabah sporumuz, teknik aksaklık nedeniyle yarıda çıktığım süreç toplantısı ve öğleden sonra diğer bir proje toplantısı. İş saatlerim klasik akışıyla, yoğun geçti. Bir gelişme olarak, ilk çok katılımcılı Zoom Toplantımı düzenledim. Kıyaslama yapacak olursam, Zoom Google Hangouts’dan çok daha rahat, hızlı ve net çalışıyor.

.

Geçtiğimiz günlerde Toyota Başkanı Akio Toyoda ve Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt’un çalışanlarına sahip çıkan muhteşem açıklamalarını paylaşmıştım.

Hemen akabinde, 28 Mart’ta Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu’nun videosu yayına girdi. Örnek yerli kurumsal liderlik videosu olarak izleyebilirsiniz.

Koç Holding, korona virüsü kriziyle mücadele sürecine elindeki imkanları karşılıksız seferber ederek halkına ciddi destek veriyor;

  • Hastanelere; küçük beyaz eşya, çamaşır ve kurutma makineleri gönderiyor, 
  • Solunum cihazı üretenlere Arçelik’in alt yapısını sunuyor,
  • Ford Otosan ve Tofaş siperlikli maske üretiyor,
  • Tofaş entübasyon kabini yapıyor,
  • Divan City ve Divan İstanbul otelleri sağlık çalışanlarının hizmetine sunuluyor

veeeee

son olarak bugün itibariyle kendisini geliştirmek isteyen bütün insanlara Koç Akademi videolarını bir ay boyunca sınırsız kullanıma açtı.

Alkış alkış alkış.

.

Geçtiğimiz yıllarda bir Bahçeşehir Üniversitesi’nin organize ettiği İtibar Yönetimi Çalıştayı’na katılmıştım. Müthiş bir sabahtı. Türkiye’nin en büyük, önemli yerli veya yabancı topluluk ve şirketlerinin pazarlama direktörleri oradaydı.

Moderatörümüz çalıştayın başlangıcında bizlere “İtibar nedir? diye sordu.

Grup bayağı tartıştı. En son yanımda oturan ve hiç sesini çıkarmayan yaşı 70’lerine yakın, danışman üstat el kaldırdı. Ağırdı. Sakindi. Özdü. Herkes sanki onun konuşmasını bekliyorcasına bir anda sustu:

“İtibar, sözünün eri olmaktır, yapacağım dediğini yapmaktır.” 

Grup topluca, tereddütsüz onu “evettt” diye onayladı. Üstat sonra devam etti;

“İtibarlıysan, güvenilir olursun” 

Sonrasında moderatör gruba sordu:

“Peki, sizce Türkiye’nin en itibarlı şirketi hangisi?”

Grupta yine ateşli bir tartışma başladı. 1, 3, 5 dakika derken baskın bir ses “Koç Holding” dedi. Bir diğer katılımcı “evet, Koç Holding” diye onayladı. Sonra bir diğeri, sonra bir diğeri…

Ne enteresandı ki, o çalıştayda Koç Holding şirketlerinden kimse yoktu. Belki de isabet oldu. Onların olmadığı ortamda onların itibarı herkes tarafından konuşuldu. Kabul gördü.

İşte geçek başarı budur.

Koç Holding Türkiye’nin en itibarlı şirketler topluluğudur.

Korona virüs krizi sürecindeki üretken sorumluluk bilinci performansı da halk tarafından onlara neden güvenildiğinin net kanıtıdır. Hakkediyorlar.

#iyileşeceğiz

 

 

 

Evde Korona Günlüğü, Gün 9, 30 Mart 2020

Okul haftası spor ile başlar. Kesinlikle herkese sabah 20-30 dakika hareket etmelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Hafta sonu iki gün spor yapmadım, bedenime ağırlık, ruhuma kasvet çöktü resmen. Ama şu an öyle değil. Evin camlarını açarak püfür püfür sabah serindiğinde 30 dakika kol kaldır, bacak indir, kalça çevir, bel esnet, bir de üstüne harika duş … oh be insan kendisine geliyor resmen, iyi hissediyor.

Bugün yeni aldığım ve bundan sonra da uygulayacağım bir kararla sanki işe gidiyormuş gibi giyindim. Makyajımı yaptım. Ayakkabımın altını silerek giyip, aynada yansıyan siluetimden pek memnun, toplantı için 10:20’de bilgisayar başına oturdum. Saat 13:00’u geçe biten toplantı güzel geçti. Yarın devam edeceğiz.

Toplantı sonrasında iki önemli telefon görüşmesi yaptım. Üst yönetimler çalışanlarını korumak için büyük çaba harcıyor ve bu samimiyeti toplumun birbirine kenetlenmesi, yardımlaşması adına çok değerli buluyorum. Gerek organize edilen yardım kampanyaları, gerekse gönüllü çalışmaların imkanı olan herkes maddi, manevi ve emeği ile desteklemeli.

Bir de bütün bu çabalara ek olarak, en azından büyük şehirlerde sokağa çıkma yasağı ilan edilse süper olacak. İstanbul’un farklı noktalarından dolu cadde ve sokak fotoğrafları geldikçe “neden?” diye soruyorum. Dışarıda çalışmak zorunda olanlar sabah erken saatte ofisine, fabrikasına gidiyor, caddelerde yürüyen insanların oralarda ne işi var?

.

Kariyer.net blogu için hazırladığım Nisan ayı ilk yazımı yayına alınması için gönderdim. İkinci yazımı da bu gece bitirmeyi planlıyorum. Yazıları ilerleyen günlerde Kaynağım İnsan’da da yayına alacağım.

.

Bugün şans eseri karşıma çıkan bir video beni çok şaşırttı. Toplumlarda sıra dışı yetenekli insanların varlığı büyük zenginliktir. Belki birçok kişi onu biliyordur ancak ben ‘koşan adam’ Uşaklı ultra maratoncu Akın Yeniceli ile yeni tanıştım. Yeteneğine, özgünlüğüne ve samimiyetine bayıldım. Kendisine koşma kapasitesi nedeniyle ‘Forest Gump’ yakıştırması yapan ve yarışlarda mütemadiyen kaybolan Akın Yeniceli’ye günüme neşe ve mutluluk kattığı için teşekkür ediyorum. İyi ki varsın 🙂

 

#BirlikteBaşaracağız #evdekalTR #covid19

Evde Korona Günlüğü, Gün 8, 29 Mart 2020

Pazar sabahım tam bir “pazar sabahı” kıvamındaydı.

Yaprak’a bir sandviç, kendime de bergamot çayı, karanfil, elma, vanilya karışımı yaparak güne çok ama çok yavaş başladım. Saçımı bile taramadan öğlene kadar yatıp kitap okudum, yerli, yabancı basını taradım, kısa kısa yazışmalar yaptım.

Bizim evimizde uzun yıllardır televizyon izlenmiyor. Korona virüs bile bu alışkanlığı bozamadı. Hafta sonu iş de olmayınca eve tam bir sessizlik çöktü. Açık pencereden gelen tek tük araba egzozu, karşı apartmanın bizim hizamızdaki dairesinde yaşayan kadının bitmeyen telefon konuşmaları ve gün boyunca yağan yağmurun fısıltısı dışında bugünden aklıma duyduğum başka bir ses gelmiyor.

Sessizlik kavramı bana otuz yıl önce makalesini yazdığım John Cage’in 4’33” – dört dakika otuzüç saniye süren sessizliğin müziğini hatırlattı. Güldüm bak şimdi. Gerçekten sessizlik var mı? Yoksa her yerde, her şey müzik mi? … Duyabilene, dinlemek isteyene…

.

Korona virüsü ile geçen günlerimizin bir diğer şaşırtıcı gelişmesi benim yemek yapmam. Anlaşılabileceği üzere yemek yapmak hiç bir zaman favori faaliyetler listemde olmadı. Hatta pişirdiğim yemekleri tadanlar “sen belki de yemek yapmamalısın” bile demiştir. Bendeki bu negatifliği aşmak için bir ‘Aşçılar’ etkinlik grubuna da katılmadım değil, yine olmadı.

Gelin görün ki, koşullar değişir ve İpek’in de zorunlu olarak mutfağa gireceği günler gelir. Geldi. Hayatımda ilk defa bu hafta kapuska yaptım desem, şaşırır mısınız? Sizi bilmem ama ben çok şaşkınım. Şimdi tribünler soruyor, “ne o mutfakla aran mı ısınıyor? Önümüzdeki günlerde seni başarılı bir aşçı olarak mı göreceğiz?” . Cevap: Her ne kadar Stefan Zweig “Bir şeye alıştıktan sonra hiç bir şey zor değildir” diyorsa da, ben de “alışmam, alışamam” diye haykırıyorum. 🙂

.

Pazar gününüm en güzel tarafı ise Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın bir kaç seminerine kayıt olmamdı. Birbirinden değerli kültür, sanat, bilim insanlarının verdiği seminerleri lütfen siz de inceleyin. Eminim hoşunuza gidebilecek sıra dışı başlıklar bulacaksınız. Belki bir seminerde karşılaşırız bile, neden olmasın?  🙂

 

 

Evde Korona Günlüğü, Gün 7, 28 Mart 2020

Kim?

Bu sabah Yaprak’la tam hafta sonu tatili havasındaydık. Geç kalktık. Spor da yapmadık. Spor yapmamak da iyi geldi 🙂

Dün alışveriş için Migros sanal markete sipariş vermeye çalıştım. Ancak oturduğum bölgeye dört gün boyunca sevkiyat yapılmayacağına dair bildirim geldi ve satınalma sürecimi gerçekleştiremedim. Dolayısıyla listem elimde, evime yakın olan markete gittim. Aklımda “erken gidersem içi her gece sterilize edilen, sakin bir markette daha güvenli alışverişimi gerçekleştiririm” düşüncesi vardı.

Marketin sterilize edildiğinden eminim ama sakinlik konusunda yanılmıştım. Sabah 10:05’de içerisi öyle kalabalıktı ki, bir an tereddüt ettim. Ama ‘gelmişken dönmeyeyim’ diyerek kısa sürede ihtiyaçlarımı toparladım, kasadan geçtim.

Son derece normal gibi görünen bu süreçteki gerçek aksaklık görünenlerde değildi. İçimde aşırı olumsuz “o” his belirdi marketin kapısından çıkarken ve bir karar verdim. Eve gidecek, 2 hafta boyunca da zaruri olmadıkça kapıdan dışarı çıkmayacaktım.

Dilerim herhangi bir sağlık problemi yaşamam. Yaprak 15 gündür evden çıkmadı. Biri eve virüs taşıyacaksa, o kişi benim. Bir daha bu riski göze alamam. Ben hasta olursam kızıma kim bakar?

 

#evdekalTR #elleriniyıkatr #covid19 #haftasonuevde

Evde Korona Günlüğü, Gün 6, 27 Mart 2020

Süreç İyileştirme

Günlerden Cuma. Yoğun bir haftanın son okul ve iş günü.

Yaprak’la sabah rutinimize devam ettik. 40 dakika sporumuzu yaptık. Kaslarımın ağrısı geçti. Kendimi dinç ve iyi hissediyorum. İşin güzeli, sabah tartıldım. Bir kilo vermişim. Bir keyiflendim ki, anlatamam. 🙂

Spor sonrası saat 10:30’da proje toplantımıza başladık. Verimli geçen çalışmayı 13:00’de bitirdik. Toplantıların devamı gelecek hafta pazartesi gününe.

.

Şirketlerin evden çalışma sürecini verimli kılmak için yapabilecekleri neler olabilir?

Operasyonel olarak işler yavaşladı. Ancak yapısal olarak bu süreç şirketler için bir fırsat. Hızla proje ekipleri kurularak süreç iyileştirme/geliştirme projeleri, beyin fırtınaları sanal ortamda hayata geçirilebilir. Biz bir haftadır sabah saatlerinde bu kıvamda toplantılarda buluşuyoruz. Ve her etap sonunda “bu çalışmayı iyi ki yapıyoruz” diyoruz.

Bunun haricinde şirketlerin üst yönetimlerinin liderliklerini göstermeleri gereken bir dönemdeyiz. Dün Toyota CEO’su Akio Toyoda’nın videosu yayına girdi. Toyoda videoda “Biz bir aileyiz, bu zor günleri de aşacağız” diyor.

Sonsuz takdir ettim. Japonların çalışma disiplinlerini yakından takip ve tecrübe etmiş biri olarak videoya hiç şaşırmadım. Ülkemizde insanların işlerini kaybettikleri veya kaybetmekten korktukları bir süreçteyiz. Bizden de bir patron çıksa, “kimse işini kaybetmekten korkmasın” dese, güzel olmaz mıydı?

.

Akşam saatlerinde devletten ‘evden çıkma yasağı’ beklerken, ‘gönüllü karantina, kendi OHAL’imizi yaşamak’ gibi bulanık ve bence işe yaramayan uygulamalara devam edeceğimizi öğrendik. Bu genişliğin sıkıntılarını önümüzdeki günlerde çokça yaşayacağımızı düşünüyorum.

 

#evdekalTR #elleriniyıkaTR #covid19

Evde Korona Günlüğü, Gün 5, 26 Mart 2020

Ekran Resmi 2020-03-26 21.52.04

Sabah sporumuzu Yaprak’la 30 dakika yaptık.

Sonrasında hayatımda yaşadığım en uzun sanal toplantılar etabına başladım. İlk proje toplantım 10:30-14:15, ikinci etüd toplantım 16:00-17:10, üçüncü proje toplantım 17:25-19:30 arası sürdü. Toplam 7 saat ekran başında oturunca, beynimin sol tarafı bana kırmızı bayrağı kaldırdı.

Ama hayır, ekran sürecim daha bitmemişti: Yaprak’la beraber akşam saatinde İzmir Kahkaha Kulübü’nün İK Bloggerlar için organize ettiği sanal kahkaha yogasına katıldık. Kahkaha yogasını ilk defa tecrübe ettim. Kanımca bu yoga çeşidi de diğerleri gibi antreman yaptıkça daha etkin hale gelir. Gülmeyi, kahkaha atmayı doğal yollarla seven ve sık sık ‘uygulayan’ biri olarak, yoga sürecindeki sahte kahkahaları üretmeye çalışmak bayağı enerji harcamama, karın kası çalıştırmama neden oldu. Sabah sporları yüzünden ağrıyan karın kaslarıma akşam şoku yaşattım diyebilirim. Sevgili Duygu Yılmaz Hancılar ve Aydan Çağ Aydın’a pozitif enerji dolu seans için teşekkür ederiz.  🙂

İzmir Kahkaha Kulübü benzer seanslarına her Pazartesi sanal ortamda devam edecek. Meraklısına tavsiye ederim.

Bilgisayar başından yazıyı bitirince kalkacağım. Şurası net ki, bu kadar uzun saatler bilgisayar başında oturmak iyi değil. Önümüzdeki günlerde ekran kullanma süreme bir ayar vermem gerek.

Fotoğraf: Selçuk Gül

Bu bir yolculuk. İpek Aral