Etiket arşivi: insan yönetimi

Kurumsal Hayattan 10 Pozitif İnsan Profili

Bundan bir yılı aşkın bir süre önce ‘Kurumsal Hayattan 10 İnsan Profili‘ başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazımda biraz da espriye vurarak hepimizin her an burun buruna olduğu, hatta bazen kendimizin bile dönüşebildiği olumsuz insan profillerini sıralamıştım.

Derken iki ay önce Özge Şen Gedik yazıma yaptığı yorumda madalyonun öbür yüzü hakkında ne düşündüğümü sordu. Yani iş hayatındaki olumlu insan profilleri. Bu soru çok hoşuma gitti. En uygun, en keyfimin yerinde olduğu zamanda sevgili Özge’ye cevap vermeye karar verdim. İşte o zaman geldi !

İş hayatında birlikte çalışmaktan mutlu olduğumuz pek çok insan profili var. Aşağıda sıraladığım profiller aslında bir kolajın parçaları. Bir insan birden çok olumlu profili üstünde taşıyabiliyor. Yeter ki birey hangi yetkinlikleri ağırlıklı kucaklayabildiğini bilsin.

1. Çalışkan uzmanlar 

Çalışkanlık sorumsuzluğun, tembelliğin zıttıdır. İşini zamanında, istenen nicelik ve nitelikte yapabilmektir. Uzmanlık ise kişinin işini yapmak ötesinde geliştirebilmesidir. İş hayatında ünvanı, görevi ne olursa olsun en çok istenilen insan profili çalışkan uzmanlardır. Onlar katma değer üretirler. Kurumlarının gelişme ve büyümesinde lokomotiftirler. Yetenek havuzuna girerler ve geleceğin liderleri olarak yetiştirilirler.

2. Çalışkan memurlar

Çalışkanlık yetkinliği uzmanlarla aynı kalmakla beraber memur profilleri işlerini geliştirmek için herhangi bir girişimde bulunmazlar. Sorumlu oldukları işi dört dörtlük gerçekleştirmek onların ana odağıdır. Üç, beş, on adım sonrasını düşünerek gelişim yönünde aksiyona geçmek için tetiklenmeleri bulunmaz.

3. Öğretmenler 

Bu profiller bilgi ve tecrübelerini paylaşmayı kendilerine misyon edinmiş ve bundan büyük keyif alanlardır. Örneğin bölüme yeni biri geldiğinde bu profillerler o kişiye kol kanat gerer. Kurumlar sıklıkla bu profilleri keşfettikleri anda eğitim bölümüne alırlar ve kişideki bu paylaşma, öğretme motivasyonunu planlı ve organize değer üretimine çevirirler.

4. Motivatörler 

Bu profiller olumlu enerjileri ile insanları sürükleyebilenlerdir. Onlar en gergin anlarda yaptıkları espriler, anlattıkları farklı macera ve hikayelerle gergin havayı dağıtabilirler. Sürekli olumlu ve coşkulu olmak onların ekip içindeki yazılı olmayan görevleridir. Tersi bir tutum içine girdiklerinde ekip bunu hemen fark eder, hatta sorgular.

5. Kriz Çözücüler 

Kurumlarda ansızın ortaya çıkan krizlerde bu profiller herkes kaygı, korku, endişe içindeyken son derece kontrollüdür. Normal zamanlarda kendilerini göstermeyen bu profiller adeta kriz zamanları için yaratılmış gibidir. Dağılma tehdidi ile karşı karşıya kalan ekibi soğukkanlılıkları ile toplarlar, organize ederler ve tekrar çalışır hale getirirler. Sıklıkla krizin atlatılması ile birlikte kabuklarına geri çekilirler.

6. Yaratıcı veya İnovatif Girişimciler

Yoktan var edenlerdir. Yaratıcılığın veya inovasyonun %99’unun çalışkanlık, %1’inin o ‘peri tozu‘ olduğunu düşünürsek kurumlarda gerçekten yaratıcı veya inovatif insanları bulmak çok zordur. Çünkü bu profiller ya hiç bir zaman profesyonel hayatta çalışmamışlardır, ya da kendi işlerini yapacak şekilde 20-30’lu yaşlarında profesyonel hayattan çıkarlar. Ve çok da başarılı olurlar.

7. Yılmayan Savaşçılar 

Azimleri ile örnek profillerdir. Bir işin sonunu her ne pahasına olursa olsun getirirler. Kafalarına koydukları her ne ise onun üzerine kısa, orta, uzun vadeli düşünür, planlar yapar ve aksiyona geçerler. Olumsuzluklar, “hayır”lar onları durduramaz. Kapıdan kovsanız bacadan girerler ve istediklerini elde ederler. İnatçı, agresiftirler. Doğru yönlendirildikleri takdirde kimsenin yapamayacağı işleri başarabilirler.

8. Öncüler

İlk olmaktan korkmayanlardır. Bir toplantıda ilk sözü almaktan çekinmezler. Risk almak onlar için bir oyundur. Bundan çocuksu bir zevk alırlar. Etrafları tarafından bu yetkinlikleri anlaşılmamış ise başları çoğunlukla belaya girer. Çünkü insanlar alışkanlıklarını bırakmak istemezler. İlk olmaktan veya olunmasından hoşlanmazlar. Sonuç olarak bu profiller sıklıkla “hırslı” olmakla itham edilir. Oysa ki öncüler yeni ürünler, yeni pazarlar, yeni süreçler, yeni fikirler için kendilerini korkusuzca feda edebilenlerdir.

9. Sosyal Mayalar

Bu profilleri bir kilometre öteden tanıyabilirsiniz. Ekibin duygusal ve sosyal kaynaştırıcısıdırlar. Dışa dönük karakter yapılarıyla ekiplerini farklı metotlar kullanarak kaynaştırırlar. Onları kah ofis içi bir parti, kah bir yemek organizasyonu, kah bir outdoor gezi düzenlerken görebilirsiniz. Üst yönetimlerin bu profillere sahip çıkması, desteklemesi gerekir. Çünkü samimiyetle yürüyen bu gibi aktiviteler kurum kültürünü güçlendirir, ekiplerin kaynaşmasını sağlar.

10. Liderler

Liderlik çok büyük bir kavram. Lider profilli insanların en ortak özelliği etraflarında çok kısa sürede güven oluşturmalarıdır. Onlar bütündür çünkü içleri ile dışları birdir. Yapamayacakları şeye yaparım demezler. Çok yönlü kendilerini sürekli geliştirirler ve hep optimisttirler. Odanın en akıllısı olmaya çalışmazlar, ortak akla inanırlar. İyi dinleyicilerdir. İyi insan seçerler. Net ve zorlayıcıdırlar. Çok iyi fırsat yakalarlar. Adanmışlardır, çalışmak onlar için hobidir. Ve gerçek liderleri en çok farklılaştıran nokta, onlar kendilerini aşacak liderleri yetiştirirler çünkü onlar insanlarına güvenirler.

7 Adımda Yüksek Performanslı Ekip Olmak

Bugüne kadar iş hayatımda “Şirketimin başarısız olmasını istiyorum” diyen tek bir yönetici veya çalışan görmedim, duymadım. Hatta şirketimizin kazandığı başarıların büyüklüğü, ister süreçte pay sahibi olalım, ister olmayalım bizi etkiler, mutlu eder, gurur duymamızı sağlar. Başarılı sıfatına sahip olmuş şirketleri incelediğimizde ise karşımıza ilk çıkan değer yüksek performanslı ekiplerdir.

Yüksek performanslı ekip deyince akıllara işine dört elle sarılan, sonuç kadar sürecin mükemmelliğine de odaklanan, birbirine destek olan, birbirini kollayan ekip üyeleri gelir. Yazarken kolay ancak gerçek hayatta bir araya getirmesi oldukça zor, nokta atışı tanımlar bunlar. Peki, yüksek performanslı ekip olmayı daha netleştirecek şekilde yedi adımda incelesek karşımıza nasıl bir yol haritası çıkar, gelin bakalım:

  1. Adım; Güven, Yakın Takip ve Karşılıklı Sorumluluk

Yüksek performanslı ekiplerde, yönetici ve çalışanlarının özenle uydukları, yazılı olmayan, hatta bütünüyle içgüdüsel gelişen, birbirine karşı güven, birbirini takip etme ve birbirine karşı sorumlu olma davranışını gözlemleyebiliriz.

  1. Adım; Soru Sormak, Aktif Dinlemek ve Empati

Yüksek performanslı ekipler öncelikli olarak iletişim konusunda başarılıdır. İletişimden kasıt sadece konuşmak, yönetici ve ekip üyelerinin kendilerini ifade etmeleri değildir. Onlar konuşmaktan çok birbirlerine soru sorarlar. Soru sormak karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerine öncelik verdiğimizin göstergesidir. Empatinin başlangıcıdır. Yönetici ve ekip üyelerinin birbirlerine sordukları akıllı sorular ve ardından gelen cevaplar ortak aklın da tetiklenmesini sağlar.

  1. Adım; Çok Yönlü ve Anlık Geri Bildirim

Yüksek performansı en çok besleyen, bir iletişim metodu olan anlık geri bildirim alıp vermektir. İş dahilinde veya dışında hiçbir duygu, düşünce, öneri, yapıcı eleştiriyi ‘yarın’ı beklemeden yönetici ve ekip üyeleriyle paylaşmak ekip içi güveni güçlendirir. Geri bildirim alışverişinin müşteri ve tedarikçilerle de düzenli olarak yapılması performans artışını mutlak şekilde destekler.

  1. Adım; Ödül ve Takdir

Başarı demek pek çok insanın zihninde ‘kupa kaldırmak’ şeklinde algılanır. Oysa ki, bizler iş hayatında sürekli akan iş süreçlerinin peşinden koşturuyoruz. Büyük başarılar öyle sık sık gelmiyor. Bu nedenle yüksek performanslı ekipler yol üstündeki küçük kazanımları da takdir etmek ve ödüllendirmek konusunda birbirlerine yönelik bonkörler.

  1. Adım; Ortak Problem, Ortak Akıl

Yüksek performanslı ekiplerin bakış açısına göre strateji, iş veya insan kaynaklı çıkabilecek bütün problemler öğrenme ve gelişme fırsatı barındırır. Dolayısıyla problemler de, çözümleri de ekipçe sahiplenilir. Ekip problem yaşanırken ortak akıl kullanılarak çözüme, çözüme ulaşıldıktan sonra da problemin kök nedenine bir daha yaşanmaması adına odaklanır ve iyileşme süreci gerçekleştirilir.

  1. Adım; Çok Yönlü Düzenli Veri ve Bilgi Paylaşımı

Bilgi çağında yaşadığının farkında olan yüksek performanslı ekipler, teknolojinin getirdiği avantajları, veri ve bilgi paylaşımı yazılım ve uygulama çözüm ortaklarını en verimli şekilde kullanır. Veri ve bilginin bolluğu, şeffaflığı aslen bütün ekiplerin önündeki en büyük sınavdır. Yüksek performanslı ekipler önceki adımlarda belirtilen doğru davranışları sergileyerek veri ve bilgiden kaynaklı riski başarıyla fırsata dönüştürürler. Birlikte katma değer yaratırlar.

  1. Adım; Sürekli Çok Yönlü Öğrenme ve Gelişme

Yüksek performanslı ekiplerin hem yönetici, hem de ekip üyeleri kendi kendilerine öğrenmek yetkinliğine sahiptir. Ekip yöneticisi bir performans koçu ve mentoru olarak ekip üyelerinin öğrenme ve gelişimini sürekli destekler, yönlendirir. Ekip, beyin fırtınası, odak grup, vaka çalışması gibi metotlarla hem değişik tecrübelerden, hem de diğer ekip üyelerinin fikir, öneri, eleştiri ve itirazlarından farklı açıları analiz eder, değerlendirir, deneyimler ve sonuçta birlikte büyürler.

İK Gözüyle VUCA Dünyasını Anlamak

Yıl 1995. İnternet dünyaya açıldığında gelecek on yılların manzarasını bütünüyle değiştireceğini birileri biliyordu; ABD’de Pentagon. Onlar hızlı veri, bilgi, haber iletişiminin gündelik hayatımızı önüne geçilemez şekilde farklılaştıracağını öngördüler. Büyük dönüşümün eşiğindeki geleceğin dünyasına bir de isim vermekten geri durmadılar: VUCA dünyası.

VUCA tanımı bir akronim. İngilizce dört kelimenin baş harflerinden oluşuyor. Volatility – oynak / Uncertainity – belirsiz / Complexity – karmaşık / Ambiguity – bulanık.

VUCA dünyasına dönüşümün temel tetikleyicisi olan internet teknolojisi beraberinde interneti 7/24 kullanmamızı sağlayan sabit ve mobil cihazlar, bellekler, bulut, yazılım uygulamalarını hayatımızın merkezine yerleştirdi. Artık hepimiz biliyoruz, dünya bir daha hiçbir zaman 1995 yılı öncesi gibi yavaş, öngörülebilir ve kontrol edilebilir olmayacak.

Ancak insanoğlu her zaman etkiye tepki veren bir canlı ve VUCA dünyasının yaratacağı sıkıntılara çözüm olacak şekilde yeni, alternatif VUCA akronimini de devreye aldı: Vision – vizyon / Understanding – anlamak / Clarity – açıklık / Agility – çeviklik.

Etki ve tepkisiyle bu yeni dünya düzeninin iş hayatındaki yansımalarını hepimiz hissedebiliyoruz. Ben bu etkileri üç başlıkta inceliyorum:

  1. Stratejik etkileri

Eskiden 1-3-5-10 yıllık stratejik planlar tasarlayarak yatırımlarını, büyümesini, değişimini düşünen kurumlar artık stratejik olasılıkları daha fazla göz önünde bulunduruyor. Vizyonunu tanımlarken farklı kanallardan veri ve bilgi toplayarak, uzmanına danışarak günceli analiz ediyor, anlamaya çalışıyor.  Bu ne mi demek? Bir sabah gözlerimizi açtığımızda karşımızda Covid-19’u, bir öğlen ofiste otururken korkunç bir doğal afet haberini, bir akşam işten eve dönerken o gün başlayan berbat bir savaşın ana aktörlerinden olduğumuzun haberini alabiliriz. Artık şirketlerimiz bu gelişmelere şaşırmayacak ve panik olmayacak. Çünkü şirketlerimiz iç veya dış kaynaklı olası bütün senaryoları düşünmüş ve maliyetli de olsa önlemlerini almış olacaklar. Olmalılar.

  1. İş yürütümü üzerine etkileri

VUCA dünyasında internet üzerinden farklı coğrafyaları birbirine bağlayan yazılım teknolojileri şirketlere üç önemli kazanım sağladı: Standardizasyon, uyumlanma ve hız. Şirket içinde iyi iş analizleri ile hayata geçirilmiş bir ERP artık insan keyfiyetinin ve hatalarının olumsuz etkilerini en aza indirebiliyor. Verinin şeffaf paylaşımı meraklı çalışanların büyük manzarayı görebilmelerini sağlıyor. Bu açıklık bölümler arası iş birliğinin gelişmesini tetikliyor. Çeviklik gibi uygulamalar çalışanların işi günlük analiz ederek hızlı yapabilmeleri ve beraberinde iyileştirici, geliştirici öneriler, fikirler getirmelerine zemin oluşturuyor. Sonuçta iş verimliği artıyor.

  1. İnsana etkileri

VUCA dünyasını anlamak, ona adapte olmak, onun getirdiği sıkıntılardan ziyade fırsatlara odaklanmak iş dünyasındaki insana ana tavsiyemiz. Bu çerçevede 21. yüzyıl insanının karmaşayı, belirsizliği ve olasılıkları hem kendisi, hem de işi için yönetebilmeyi öğrenmesi gerekiyor. VUCA dünyasının iş hayatındaki insana verdiği çok net bir mesaj var;

“Artık ‘ben’ yok, ‘biz’ var. Bu kuvvetli ve dinmeyecek fırtınada bir başına olamazsın, ekibin ile kol kola, ortak aklı ve gücü kullanarak ilerleyecek ve hayatta kalacaksın.”

Helis/Sarmal Organizasyon

Ekran Resmi 2020-01-02 22.19.02

2019 sonbaharında dünyanın en itibarlı yönetim danışmanlığı şirketi McKinsey’nin Insight portalında çok ilgimi çeken bir yazı yayınlandı: Helis/Sarmal organizasyon.  

Yazının bende merak uyandırmasının ana nedeni işin %50’sinin insan yönetimiyle ilgili olmasıydı.

Bildiğimiz klasik hiyerarşik matris organizasyon yapısından farklı olarak 21. yüzyıl standartlarına hitap eden bir yaklaşımı var helis/sarmal organizasyonun.

Artık işler çok hızlı, rekabet çok güçlü. Kararların hızlı alınması, değişime adaptasyonun derhal gerçekleşmesi gerekiyor. Bu korkunç teknoloji, bilgi, uygulama yarışına insanın da aynı çeviklikle uyum sağlaması zorunluluğu var. Ve görülüyor ki, hiyerarşik matris organizasyon yapısı bu çılgın dünya için artık çok yetersiz.

İşte bu aşamada imdada helis/sarmal organizasyon yetişiyor.

Son on yıldır şirket yönetimlerini her boyutuyla kasıp kavuran çeviklik/agile kavramını merkeze alıyor helis/sarmal yapı.

Çevik organizasyonlardaki ana disiplinler olan;

  • şeffaf bilgi paylaşımı,
  • hızlı tekrar ve deneyimleme,
  • sürekli öğrenme,
  • esnek kaynak dağıtımı,
  • açık ve sanal çevre kullanımı,
  • esnek roller,
  • ileri sistem, araç ve teknoloji kullanımı,
  • küçük ve yetkilendirilmiş ekipler (çok önemli)

helis/sarmal organizasyona geçebilmek için de gerekli altyapıyı oluşturuyor.

Helis organizasyon hiyerarşik yapılarda alıştığımız tek tepe yöneticiden farklı olarak iki liderli yönetim yaklaşımına sahip:

  1. Yetenek Lideri
  2. Değer Yaratma Lideri

Yetenek lideri, şirketteki bütün çalışanların uzun vadeli kariyer yollarının yapılandırılmasından, işe alım ve işten çıkartmalardan, yetkinlik takibi ve gelişiminden, değer yaratma liderinden gelecek veriler doğrultusunda performans değerlendirmeden sorumluyken, değer yaratma lideri, şirketin faaliyet alanındaki iş önceliklerinin belirlenmesinden, günlük iş takibinden ve şirketin amaçlarının gerçekleştirilmesinden sorumlu.

Esin kaynağı 1950’lerde keşfedilen DNA yapısı olan bu iki liderli yönetim şeklinde liderler eşit güce sahip. Her iki lider de birbirlerinin işlerini yakından takip ediyor ve bütün stratejik kararları birlikte alıyorlar. Hangi işin yapılacağına değer yaratma yöneticisi karar verirken, o işi kimlerin yapabileceğinin kararını insan lideri konumundaki yetenek yöneticisi veriyor.

Her iki lider de sadece kendi uzmanlık alanlarına odaklanma imkanı buldukları için bu odaklanma işlerin çevik yürümesini, insanların da daha etkili yönetilmesini sağlıyor.

İki liderin uzmanlık alanlarının çok farklı olması klasik organizasyonlarda sıklıkla yaşanan güç savaşlarını gereksiz kılıyor. Tam tersi iki liderin iyi dirsek teması içinde çok önemli sorulara hızla cevaplar bulması ve kararlar vermesi gerekiyor; hangi projelere, neden, kimlerle, nasıl bir maliyet, zaman ve aksiyon planı ile gireceğiz?  

Klasik organizasyonlarda yöneticilere sorduğumuzda zihinsel ve zamansal olarak en fazla enerjiyi çalışanlarına harcadıklarını söylerler. Çalışanların motivasyonsuzluğu, dertleri, performans düşüklükleri ile ilgilenmek sıklıkla işin önüne geçer. Biz İK uzmanları ise yöneticilere çalışanlarını geliştirmiyor diye kızarız (ben kızıyorum!) İşte helis/sarmal organizasyon bu çıkmaza sanki bir çözüm gibi.

Çalışan bir omzunda değer yaratma yöneticisinin, diğer omzunda yetenek yöneticisinin eli, daha mutlu olabilir mi ki?  Ne dersiniz?

 

 

Kurumsal Hayattan 10 Negatif İnsan Profili

corporate-people

İnsan kaynakları mesleğine uzun yıllarını vermiş insanlara bıyık altı gülerek bir soru yönetilir sıklıkla:

“Sen insan sarrafı mısın?”

Cevap: Haddimize düşmez.

İnsanları tanımak ve tutum setlerini analiz edebilmek için İK uzmanı olmak gerekmez. Şimdi gidip kurumunuzdaki kıdemli insanlara sorarsanız onlar da yaşadıkları tecrübeler üzerinden insanlar hakkında ‘kara mizahi’ tanımlamalar yaparlar.

Ben de bir İK uzmanı olarak iş hayatında rastladığım ve beni yoran insan profillerini sizlerle paylaşmak istedim;

1. Bahaneciler

Bu insanlar iş hayatında en sık rastladığımız gruptur. İşin gecikmesi, olmaması, dağılması durumlarında onların her zaman bir dolu bahanesi vardır. Bazen o bahaneler o kadar yaratıcıdır ki, şaşırır kalırsınız. ‘Bahane üretecek zihin kapasitelerini işi bitirmek için harcasalar hiçbir sıkıntı yaşanmazdı’ diye düşünürsünüz esefle.

2. Benden Sonrası Tufancılar

Bu insanlar aşırı ve yersiz özgüvenleri nedeniyle varlıklarını kurum için vazgeçilmez zannederler ve yokluklarında kurumun batacağına inanırlar, etraflarını da bu tezle iknaya uğraşırlar. Ve tahmin edilebileceği gibi yokluklarında kuruma birşeycikler olmaz.

3. Mağdurlar

Bu insanlar her durumda, her zaman mağdurdur. Bütün olaylar onlar aleyhine yürür, bütün insanlar onlar aleyhine çalışır. Hayata neden bu kadar küskün olduklarını çözemediğim insan grubudur mağdurlar. Belki özgüven eksikliği, belki de geçmişte yaşanan olumsuzluklar onları her an savunmada tutar.

4. Bu Dağları Ben Yarattımcılar

Bu insanlar ilginç bir şekilde egosunu sürekli masaya çıkarmayı kendisine hak görenlerdir. “Biz” demeyi sevmezler. Her zaman onlar için “ben ve tek ben” vardır. Oysa ki, bir insanın aklı alçakgönüllü tutumlarıyla yansır. Elbette her insanın egosu vardır, bu doğaldır. Egoyu yerinde kullanmaksa hayati bir sanattır.

5. Olmazcılar

Bu insan grubu bir şeyin nasıl olmayacağı üzerine kurgular yaparak hayatlarını sürdürenlerdir. ‘Olmazcılar’, bir konuyu 360 derece ele alırken, bir noktaya kadar faydalıdır. Ancak kontrol ellerine geçerse, kurum içinde ne iş iyileştirme, ne inovasyon, ne de büyüme gerçekleşemez. Çok tehlikelilerdir.

6. Ben Biliyordumcular

Bu insanlar bir şeyler yaşanırken susarlar, sıklıkla fikir beyan etmezler, çekimser kalırlar. Ne zaman ki bir şeyler olumsuz gider, o zaman konuşmaya başlarlar ve ilk söyledikleri cümle “ben biliyordum” olur. Bizler de bu insanlara “madem biliyordun, neden söylemedin?” deme gereği görmeyiz. Bu -gereksizliğin- yorumunu size bırakıyorum.

7. Bekleyen Romantikler

Bu insanlar sürekli beklerler. Yaptıkları işin görülmesini, söyledikleri fikrin duyulmasını, herkesin kendilerini anlamasını beklerler. Onlara “Ekmek aslanın ağzında, peşine düşeceksin, ısrar edeceksin, takip edeceksin” deriz, bu söylemimize de naif yapıları nedeniyle bozulurlar.

8. Tembeller

Bu insanlar çok iş yapıyormuş gibi görünüp aslında hiçbir şey yapmayanlardır. Elleri sürekli meşguldür ama onların ne iş yaptığını kimse çözemez. Sorduğunuzda hep yoğun ve ‘çok’ çalışmaktan yorgundurlar. Özellikle kalabalık şirketlerde kendilerini çok iyi kaybettirirler. Ellerinde dosya masalarından bir kalkarlar ve onları bir daha bulamazsınız.

9. Hem Bilmez, Hem Beğenmezciler

Bu insanlar kurumda yaşanabilecek her türlü değişime kendi kontrol alanları daralabileceği riski nedeniyle karşı olanlardır. Öğrenmek, anlamak istemezler. Yapılan hiçbir çalışmayı da beğenmezler. Onların elinde etrafa takılacak bir düzine kulp her zaman vardır.

10. Fatura Kesenler

Bu insanlar bütün yaşanan olumsuz olayların sorumluluğunu başkalarına yükleyenlerdir. Asla ve kesinlikle onların yaşananlarda bir dahli, bir hatası yoktur ve olamaz da.

Diğer taraftan, iş hayatında karşınıza çıkabilecek en vahim durum, etrafınızdaki bir çalışanın birden çok profil özelliğini sergiliyor olmasıdır. İşte onlar ekiplerini en çok yoranlardır.

Eminim herkesin yaşanmışlıkları üzerinden bu listeye katabileceği nice insan profilleri vardır. Haydi biraz da siz düşünün 🙂

 

Yönetici Ne Yönetir?

first-time-manager

Yönetici eğitimlerimde kullandığım en önemli soru “Yönetici ne yönetir?” dir.

Elbette soruya gelen cevapların hiç biri yanlış olmaz. Her cevap büyük yap-bozun bir parçası gibidir.

Tecrübeden kaynaklı zihninizde beliren cevapların yanında yöneticiliğin bir de teknik açılımı var, gelin biz ona bakalım.

Yönetici üç şeyi yönetir:

  1. Strateji

Strateji, bir amaca ulaşmak için tercih edilen yollar ve bu yollar üstünde kullanılacak yöntemler bütünüdür.

Yönetici ise, şirketinin amaç ve hedeflerini gerçekleştirecek bölüm yol ve yöntemlerini tanımlamak ve bunları hayata geçirmekten sorumludur. Strateji kısa, orta, uzun vadeli olabilir.

Stratejiyi gerçekleştirirken pazarlar, ürünler, müşteriler, işler hakkında önceliklendirme yapmak ve önceliklere odaklanmak başarıyı getirir.

  1. İş 

Stratejiyi gerçekleştirecek yollar üzerinde farklı iş süreçleri çerçevesinde çalışırız.

Bölüm işlerinin istenen zamanda, miktarda, kalitede gerçekleştirilmesi bir yöneticinin ana görevidir. İstenen seviyenin ilerisine geçebilmekse katma değer üretmektir. Üst yönetim katma değer ürettirebilen yöneticileri sever, tercih eder, terfi ettirir.

  1. İnsan

Bir iş sürecini gerçekleştirirken bir veya birden çok insan görev alabilir.

Yönetici iş yapmaktan ziyade, iş yaptırtandır. Stratejisini gerçekleştirecek işlerin kimler tarafından, nasıl yapılacağını yönetici belirler.

En iyi yöneticiler ekibindeki insanların hangi mesleki ve davranışsal yetkinliklerde güçlü olduğunu bilirler. İşleri ekip üyelerinin güçlü yetkinlikleri üzerinden dağıtırlar. Çünkü insanların güçlü oldukları yetkinlikleri üzerinden zorladıklarında daha kısa sürede, daha fazla katma değer ürettirebileceklerini bilirler.

İnsan yönetimi ciddi bir takip, geri bildirim, geliştirme, motivasyon ve zorlama işidir. Ve bu beşini de iyi yapabilen yönetici bulmak pek zordur.