Lider Doğulur Mu, Olunur Mu? – II

Lider doğulur mu, olunur mu? sorusuna cevap vermek üzere başladığım yazımın ilk bölümünde, “hem doğulur, hem de olunur” diye yaklaşımımı tanımladım ve iki ana davranışsal yetkinliğe yüksek seviyede sahip insanların başarılı liderlere dönüştüklerini belirttim.

  • Lider Doğmak: 1. Yetkinlik, Motivasyon, iş yapma, başarma isteğidir. Bu isteklilik hali, lider tarafından cesaretle ve azimle özgün şekilde, sürekli sergilenir.

Motivasyon duygularla doğrudan bağlantılıdır. Korku, kaygı, endişe gibi amigdala kaynaklı olumsuz duygularını, enerjilerini frenleyerek olumluya dönüştürebilen liderler, liderlik yolunda ikinci yetkinliğe eş zamanlı adım atarlar: problem çözmek.

  • Lider Olmak: 2. Yetkinlik, Problem Çözmek – rasyonel beynimiz (prefrontal korteks) kaynaklı iletişim, analitik düşünme, plan yapma, bilgi ve metot kullanma, aksiyona geçme, sonuca ulaşmamız.

Yüksek motivasyonlu bir insanın karşısına çıkan problemi çözebilmesi için 5 unsura ihtiyacı vardır ve bu unsurlar sarmal bir yapıya sahiptir. Yani bir problemin çözümü, başka bir problemin de başlangıcı olacaktır.

  1. Sürekli düşünmek 
  2. İletişim – etkileşim
  3. Bilgi ve metod bilgisi kullanmak 
  4. Aksiyona geçmek
  5. Sonuca ulaşmak

Problem çözmek ve bu yetkinliğin neden ana yetkinlik olduğunu anlamak istiyorsak köke inmemiz gerekir. O zaman size çok kritik bir soru sorucağım: Problem nedir?

Cevabı arıyorsanız size tavsiyem en yakındaki aynaya gidin ve aynadaki yansımanıza bakın. İşte size ayaklı cevap, karşınızda duruyor. Problem, insandır. İnsanlar düşünebildiği için problemler var. İnsanlar, düşünen beyinleri(prefrontal korteks) ile kurgular, tasarımlar, icatlar yaptıkları, sonra da kendi kurgu, tasarım, icatları içinde çarpıştıkları, kayboldukları, dağıldıkları, bozuldukları, yanıldıkları, çıldırdıkları ve bunu bıkmadan usanmadan yüz binlerce yıldır yaptıkları için problemler var.

1. Sürekli düşünmek 

İnsan ve problem çözmek ikilisinin büyülü ön faaliyetidir düşünmek. Dolayısıyla liderin problem çözme yetkinliğinden bahsedeceksek önce liderin düşünebilme alt yetkinliğinin ne olduğunu incelememiz, nasıl çalıştığını bilmemiz gerekir. 

İnsanın düşünme yetkinliği üzerine 2002 yılında iktisata davranışsal yaklaşımı ile Nobel ödüllü kazanan Daniel Kahneman’ın ‘Hızlı Ve Yavaş Düşünmek’ kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Daniel Kahneman, herhangi bir problem karşısında düşüncelelerimizin nasıl şekillendiğini bilimsel olarak anlattığı kitabında Sistem 1 ve Sistem 2’den bahseder. Sistem 1, hızlı, içgüdüsel(sezgisel), otomatik çalışır (motor beyin). Sistem 2 ise yavaş, analitik, sorgulayan ve tembel olandır. Bizler gündelik hayatlarımızda %80-90 oranında Sistem 1, yani davranışsal alışkanlıklarımızla, düşünmeden yaşarız. Örneğin sabah uyandığımızda gözlerimizi açmak bir alışkanlıktır, otomatiktir. ‘Gözlerimi açsam mı, açmasam mı?’ diye düşünmeyiz.

İş hayatımızda problem çözmek için devreye girmesi gereken ise Sistem 2’dir. Maalesef gündelik ve iş hayatımızda Sistem 2 zorunlu olmadıkça devreye girmez çünkü tembeldir. Bir durumu analitik şekilde analiz etmek, sorgulamak, yeniden kurgulamak ve sonuca gitmek zahmetlidir. Bu nedenle pek çok insan karşılaştıkları problemleri çözmek yerine, kolay olan ve Sistem 1 üzerinden çalışan ‘bahaneler’ ile yaşamayı tercih eder.

Lider olmak, Sistem 1’e akıllı davranışsal alışkanlıklar tanımlamak ve Sistem 2’yi etkili şekilde kullanabilmeyi gerektirir.

Sistem 2’yi etkili kullanabilmek çalışkanlıktır. Liderin zihinsel çalışkanlık oranı arttıkça çıkartığı sonuçlar da gelişecektir.

Sistem 2, karşımıza çıkan problemler hakkında, düşünme tabanlı analitik analizler yapmak, araştırmak, sorgulamak, karar vermek, plan yapmak gibi diğer alt zihinsel yetkinliklerle çalışır.  Ancak bu yazıda diğer düşünme tabanlı alt yetkinliklere detaylı girmeyeceğim.

Düşünmek hakkında son eklemek istediğim konu, bir insanın düşünme edimine gerçekleştirebilmesi için ya konuşuyor, ya da yazıyor olması gerektiğidir. Düşünme sürecimizin serserice dağınık değil, analitik şekilde düzenli çalışıyor olması için ‘giriş-gelişme-sonuç’ akışını takip edebilmesi gerekir. Bunu da ancak konuşarak veya yazı yazarak sağlayabiliyoruz. Bu nedenle not tutmak, akıl defteri ve günlük yazmak, blog tutmak dünyaca kabul görmüş düşünme yöntemleridir. Aklına, bilgisine, ahlakına güvendiğimiz bir kaç dostumuz ile problemlerimizi konuşmak ise, ortak aklı kullanarak probleme çözüm düşünme prosesinin en önemli tavsiye edilen disiplinidir.( * ) 

2. İletişim – etkileşim

(devamı gelecek yazıda)

.

( * ) Gerçek Kuzeyini Keşfet – Bill George 

Görsel: Problem Sarmalları

Lider Doğulur Mu, Olunur Mu? – 1

Yönetici eğitimlerinde üstüne en çok konuştuğumuz sorulardan birisidir liderlik; lider doğulur mu, olunur mu?

Cevap: İkisi de.

Çok lafı uzatmadan cevabı hemen vereyim istedim. Cevabımın açıklaması ise yazımın takip eden paragraflarında gelecek.

Einstein’in iş hayatımda ana prensip olarak aldığım bir sözü vardır: “Bir şeyi basitçe anlatamıyorsan anlamamışsın demektir“. Bu söz, etrafı kelime kalabalıkları ile doldurmadan ‘azla çoku’ verebilmek sanatıdır.

Ben de bunca okuma, bunca tecrübe sonrasında liderlik için iki ana davranışsal yetkinliği masaya koyuyorum. Bu iki ana yetkinlikten birincisi doğuştan, Allah vergisidir, ikincisiyse birincisinin gerçekleşme seviyesi çerçevesinde sonradan oluşur, güçlenir ve zirveye çıkartır.

  • Lider Doğmak: 1. Yetkinlik, Motivasyon – duygusal beynimiz (limbik sistem) kaynaklı iş yapma isteğimiz.

Eğer bireyin motivasyonu nasıl bir zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın düşmüyorsa, her sabah güne yeniden doğmuşcasına coşku ve istekle başlayabiliyorsa, onu hiç bir güç hedeflerinden alıkoyamıyorsa, işte bu gruptaki insanlara biz lider diyoruz. Onlar sorumluluklarının her zaman farkındalar, bahane üretmiyorlar, akıllı risk alıyor ve duygularını kontrol edecek özgün yollarını kendilerine tanımlayabiliyorlar.

Bilimsel olarak motivasyon seviyemizi, duygu merkezimiz limbik sistem belirler. Bazı insanlarda doğuştan motivasyon seviyesinin yüksek olmasına neden olan limbik sistem mekanizmasının nasıl çalıştığını, ana yetkinliklerini, nasıl geliştirilebileceğini merak edenler için sizlere okumanızı önereceğim kitap; Richard Davidson’ın “Beynimizin Duygusal Hayatı”dır.

Diğer taraftan Daniel Goleman’ın Duygusal Zeka adlı baş yapıtında bir insanın duygu yapısı analitik şekilde analiz edilmiştir.

Richard Davidson ve Daniel Goleman ikilisinin birlikte yazdığı ve 2017’de piyasaya çıkan “The Science Of Meditation” kitabında ise, duygusal zekamızı hoşnut tutmamızı, hatta geliştirmemizi sağlayan mediyasyon tekniklerinin içeriğini çok kapsamlı inceleyebilirsiniz.

Sözün özü bilim diyor ki, bazı insanların limbik sistemleri içindeki korku, kaygı, endişe merkezi amigdalayı iyi yönetebilmeleri doğuştan gelen güçlü bir yetkinlik. Bu onların duygusal olarak daha cesaretli ve dirençli tutumlar sergilemesini sağlıyor. Yani en iyi liderlerin motivasyonlarının çok yüksek olmasının birinci ana nedeni, Seth Godin’in “Kilit Adam” kitabında da yazdığı gibi, bu insanların amigdalalarını diğer insanlara kıyasla daha etkili kullanabilmeleri ve içinde bulundukları sistem içindeki bozukluklara cesaretle muhalefet edebilmeleri. Hatta sistemi düzeltemedikleri aşamada mücadeleye girerek, kendi tasarladıkları yeni sistemi tanımlamaları ve uygulamaya alabilmeleri.

  • Lider Olmak: 2. Yetkinlik, Problem Çözmek – rasyonel beynimiz (prefrontal korteks) kaynaklı analitik düşünme, plan yapma, aksiyona geçme, sonuca ulaşmamız.

 

Devamı: Lider Doğulur Mu, Olunur Mu? – II  

 

2017’ye Veda Ederken Kitap Tavsiyelerim

2017’ye Veda Ederken Yıl Boyunca Okumaktan En Keyif Aldığım Kitaplar;

Originals – Adam Grant
Vermek Ve Almak – Adam Grant
Mükemmeli Seçmek – Jim Collins
Dört Hükümdar – John Julius Norwich
Prisoners Of Geography – Tim Marshall
Ulusların Düşüşü – Daron Acemoğlu
Siyasi Düzenin Kökenleri – Francis Fukuyama

Orijinal İnsanlar

Dünya Ekonomik Forumu geçtiğimiz aylarda bütün liderler tarafından okuması gereken 11 kitabın listesini yayınladı. (yukarıda) Kitaplardan ikincisi Adam Grant’in “Orijinaller” isimli eseri. Adam Grant kitabında kendi alanında dünyaya damga vurmuş insanları araştırmış ve neredeyse hepsinde bazı ortak ilginç noktalar tespit etmiş.

Tespit ettiği ortak noktalar insanın öz değerlendirme yaparken “acı ama kral çıplak” demesine yardımcı olacak cinsten. Gelin bir kaç tanesine bakalım ve düşünelim;

  1. Orijinal insanlar kendilerini zirveye taşıyacak fikir, ürün, hizmeti geliştirme sürecinde başka bir işte çalışarak hayatlarını kazanmaya devam ediyorlar. Bu süreç bazen yıllarca sürüyor. Kısacası sanıldığı gibi orijinaller olası girişimlerini yaparken delicesine, kör riskler almıyorlar. Yavaş ve emin adımlarla, sabırla ilerlemeyi tercih ediyorlar.
  2. Ana uzmanlık alanlarındaki tecrübeyi farklı bir dala entegre ederek başarıya ulaşmışlar.
  3. Hepsi sanatla çok ilgili, hatta bazıları ilgilendikleri sanatın iyi seviyede icracısı olarak da kendilerini gösteriyorlar.
  4. Çoğu dış ülkelerde yaşama ve/veya çalışma tecrübesine sahip, farklı kültürler ile zihinlerini, algılarını büyütmüşler.
  5. İlk fikirleri ile değil, istatistiksel olarak 25. fikirleri ile çıkış sağlıyorlar.
  6. En orijinal fikirlerini en yoğun zamanlarında geliştirmişler.
  7. İş yaparken “erteleme” metodunu stratejik olarak bilinçli kullanıyorlar.

Kitabı okur musunuz bilemeyiz ama ‘orijinal insan olmak’ için özetle şunu yazabiliriz:

Kolay olsaydı herkes yapardı.

😉

TED Konuşması – Adam Grant – Orijinal İnsanların Şaşırtıcı Alışkanlıkları

Duygusal Zekanız Güçlü Mü?

İş hayatında duygusal zekasını etkin kullanabilen insanların daha başarılı olduğunu farklı kaynaklarda okumuşsunuzdur. Okul hayatımızda akademik zeka – IQ iyi puanlar almamızı sağlarken, iş hayatında duygusal zekamız-EQ, yani insanlarla ilişki kurabilme, sürdürebilme, geliştirebilme yetkinliğimiz bizi zirveye taşıyor. Konuya istatistiksel olarak bakarsak, en tepede yer alan insanların %90’ının duygusal zekası yüksek.

Duygusal zekanızı ölçebileceğiniz çok kaliteli testleri internet ortamından veya konunun uzmanı danışmanlık şirketlerinden satın alabilirsiniz. Diğer taraftan, haydi masrafınızı düşürelim. Aşağıda duygusal zekanızı analiz etmenizi sağlayacak, paralı testlerde kullanılan on bir ana tutumu okuyacaksınız. Bu olumsuz cümleler hakkında “kral çıplak” diyerek düşünün. Geçmişte yaşadığınız olayları gözünüzde canlandırın ve tutumlarınızı kendiniz dürüstçe analiz edin.

İşte duygusal zekası düşük bireylerin sergilediği tutumlar;

  1. Stresten kolay etkilenmek, hemen olumsuz tepki vermek.
  2. Başkaları ile çatışma durumlarında kendini kontrol edememek.
  3. Duygularınızı tanımlarken kısıtlı kelime dağarcığı kullanmak.
  4. Kolayca varsayımlarda bulunup, onlardan geri adım atmamak.
  5. Kin tutmak.
  6. Hatalar ile yüzleşmemek, başkalarına suç atmak.
  7. Sıklıkla yanlış anlaşıldığını hissetmek.
  8. Duygularını tetikleyen etkenlerin farkında olmamak.
  9. Hiç kızmamak. Tepkisizlik.
  10. Hisleriniz yüzünden başkalarını suçlamak.
  11. Durumlar, olaylar karşısında kolayca üstüne alınmak, hemen olumsuz tepki vermek.

İş hayatı, IQ ile EQ’sunu başarı ile sentezlemiş, mutlu profesyonellerle daha kolay, daha eğlenceli, daha verimli 🙂

 

Kaynak ve tavsiye kitap: : Duygusal Zeka 2.0 – Travis Bradberry – Jean Greaves

Başarının Alışkanlar İle Olan Dansı

waltz

Amazon’un 100 okunması gereken liderlik ve başarı kitabı listesinde yer alan ‘Ye O Kurbağayı’da, Brian Tracy “Hayat ve işteki başarınızın %95’i zaman içinde geliştirdiğiniz alışkanlıkların niteliği tarafından belirlenir” diyor.

Siz bu saptamaya katılır mısınız?

Düşünün, pazartesi günü ofise geliyorsunuz. Masanız bitirilmesi gereken irili ufaklı işlerle, posta kutunuz mesajlarla, çevreniz sizden bir şeyler isteyen ekibinizle dolu. Böylesi boğucu bir yığını hangi iş alışkanlıklarınız ile idare ediyorsunuz?

Örneğin;

Her sabah o gün yapacağınız işleri en önemliden, nispeten daha az önemliye olacak şekilde yazarak sıralıyor musunuz?

İşe en büyük katma değeri yaratacak zor işten mi başlıyorsunuz?

Geliştirdiğiniz özgün yöntemlerle kendi kendinizi sürekli motive ediyor musunuz?

İşinizi küçük parçalara ayırarak, adım adım mı bitiriyorsunuz?

Gün planınızı yaptıktan sonra derhal eyleme geçiyor musunuz?

Her gün 1 saat aklınızı ve bilginizi geliştirici kitap/kaynak okuyor musunuz?

Bir işi bitirmeden asla başka bir işe başlamıyor musunuz?

Eğer yukarıdaki soruların hepsine “evet” diyorsanız başarılı insanların sahip olduğu alışkanları sergilediğinizi size müjdeleyebilirim.

Kolay gelsin. 🙂

4/4’lük Lider

TCL Turkish Book Cover Image FINALYöneticilik eğitimlerimde katılımcıların benden en sık istedikleri tavsiye “dişe dokunur liderlik kitabı” üzerine oluyor.

Ben liderlik sanatını kitaplar üzerinden tanımayı, anlamayı iki kanaldan yapıyorum;

  1. Tarihe malolmuş, kendi alanlarında net başarılara imza atmış lider insanların biyografilerini okuyorum.
  2. İçeriği itibariyle liderlik tutumları ve liderlik sürecini analitik olarak çok iyi analiz eden kitapları seçiyorum.

Biyografi okumak inanılmaz öğretici ve büyük keyif. Ancak aynı şeyi liderlik tutumları ve liderlik sürecini anlatan kitaplar için söyleyemem. Kanımca piyasada “dişe dokunur liderlik kitabı” olarak kategorize edilebilecek fazla eser yok. Bazılarının söylemleri son derece ortalama, hiçbir orijinal yanı yok, kimisi darmadağınık, kimisi ise adeta ‘dermele’.

Ron Price ve Randy Lisk tarafından yazılan 4/4’lük Lider, kanımca piyasada liderlik üzerine okuyabileceğiniz en sistemli kitaplardan.

“Lider, net düşünen, önce kendine, sonra başkalarına liderlik eden ve özgün olandır.”  

4/4’lük Lider, yukarıda yazdığım kısa cümleyi 4 ana başlık ve 25 yetkinlik üzerinden kılcal damarlarına kadar inceliyor, okuyucunun kendi liderlik performans ve potansiyelini sistemli şekilde sorgulamasını sağlıyor. Hatta kitabın sonunda verilen anket ile sorgulamanızı sayısallaştırabiliyorsunuz.

Liderlik zor bir yolculuk. Bu yolculukta kaybolmamak için kaliteli kılavuz kitapların desteğini sürekli almalıyız. Bence 4/4’lük Lider “iyi bir liderim” veya “iyi bir lider olacağım” iddiasına sahip tutkulu insanların dikkate alması gereken en doğru kılavuzlardan biri.

İyi okumalar.

 

 

Japonya’da Eğitim – 2

Asia-Japan-Osaka

Japonya Ekonomi Bakanlığı’na bağlı HIDA‘nın açtığı eğitime kabul edildiğimi öğrendikten sonra ilk refleksim, birkaç kelime dahi olsa Japonca’yı öğrenmek yönünde oldu. Sonrasında ikinci adım olarak, bildiğimi parlatma, yani iş İngilizcemi pekiştirme çalışmasına başladım.

Kabul mesajından birkaç gün sonra, sürecin devamı olarak doldurulacak dokümanların zarfı ve bir de ödev mesajı geldi. Mesajda bizlerden Max Weber’in Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu kitabı okunmamız isteniyordu. Ödevin amacı, kapitalizme bireyselci yaklaşan batının ana disiplini olan protestan iş ahlakı ile, kollektivist doğunun Zen – Budist felsefesini eğitim sürecinde kıyaslayabilmemizi sağlayacak entellektüel alt yapıyı bizlerde oluşturmaktı. Bu arada, her ne kadar HIDA bizden talep etmese de, ben iki tane de zen, budizm ( Meraklılar İçin Budizm – Zenju E. Manuel, Buda – Jane Hope, Borın Van Loon) üzerine kitap bitirdim.

Osaka

Bu arada elbette Japonya hakkında da iki kitap almayı (Japonya – Bülent Demirdurak, Japonya – Berlitz) ihmal etmedim. Hafta sonlarımız serbest zaman olacağı için kendime turistik gezi planı yaptım. Hedefim, eğitimin gerçekleşeceği Osaka ile tarihi şehir Kyoto‘yu olabildiğince iyi dolaşmak. Tokya, tarihi zenginliği kısıtlı, bir gökdelenler şehri olarak vaktim kalırsa gitmeyi planladığım üçüncü nokta olarak listede yerini aldı.

23 Şubat – 10 Mart arası gerçekleşecek Japonya eğitim seyahatimin başlamasına 24 saat kala bayağı heyecanlı olduğumu söyleyebilirim. Eğitimin içeriği, tanışacağım insanlar, göreceğim yerler ve bambaşka bir kültürün havasını 15 gün boyunca soluyacak olmanın beni çok geliştireceğini, bir detoks görevi göreceğini düşünüyorum.

Planım, mümkün olduğunca çok görselle eğitim sürecimi Kaynağım İnsan’a hızla taşımak. Belki bu sayede, başka meraklıların da Japonya’ya gitme girişiminde bulunmasını sağlayabilirim. HIDA’nın eğitim süreçleri ile ilgili Türkiye sorumlusu Tayfun Çaylan ile her an bağlantıya geçebilirsiniz. Kendisi bundan çok mutlu olacağını sürekli vurguluyor. E-posta adresi tayfun.caylan@gmail.com 

Şimdilik burada kesiyorum ve bir sonraki yazımı Japonya’dan en kısa sürede sizlere ulaştırabilmeyi istiyorum.

(Devamı gelecek)

Önceki Yazı:

Japonya’da Eğitim – 1 

Sonraki Yazılar:

Japonya’da Eğitim – 3 / Başlıyoruz

Fotoğraf 1: Osaka Kalesi
Fotoğraf 2: Osaka

 

 

Bana Anlamdan Bahset Kleopatra !

Kleopatra ve Sezar

İnsanın yaptığı işten duyduğu memnuniyet kariyer başarısında çok önemli. Memnuniyetin en üst düzeye çıkabilmesi için, bireyin yaptığı işte anlam bulması gerektiğini konuşuyoruz son yıllarda.

Harika ! Anlam …

Anlamış gibi mi yapmalıyım, yoksa sormalı mıyım, ‘anlam’ nedir ve nasıl bulunur ?

İş hayatında anlam, bireyin performans ve potansiyelini göz önünde bulundurarak, odaklandığı işi hakkındaki duygusu, düşüncesi, anlayışı çerçevesinde ona verdiği değerdir.

Anlam nasıl bulunur sorusuna gelirsek;

İlk adım olarak yaptığımız işi seveceğiz.

Beynimizdeki duygu merkezimiz limbik sistemdir ve herhangi bir uyaran karşısında beynimizde ilk çalışan yer de orasıdır. Hepimiz önce duygusalız. Birşeyi ya severiz, ya da sevmeyiz. Mesleğimizi sevmezsek, istikrarla ve azimle çalışmamız imkansızdır.

İkinci adımda severek yaptığımız işe karşı sorumluluk duyacağız.

Bir kişinin yaptığı işi sevmesi sonuca ulaşmasına ve nihayetinde işinde anlam bulmasına yetmiyor. Çünkü hiçbirimiz tek başımıza çalışmıyoruz. Yöneticilerimiz, ekip arkadaşlarımız, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz, toplum var. İşimizi yaparken onlarla koordinasyon içinde ve işbirliği yaparak, yardımlaşarak çalışmak sonuca ulaşmakta ana yol. Bu iş’te saygıdır. İş’inde sonuca ulaşabilen kişi kurumuna, müşterilerine, iş ortaklarına, sektörüne, topluma güçle bağlanır.

Üçüncü olarak da, kendimizi sürekli geliştireceğiz.

Max Weber, bizim şu an tartıştığımız anlam konusuna 1905’de yazdığı “Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu” kitabında değiniyor. “Bir insanın çalışmasından anlam bulabilmesi için uzun ve yavaş bir eğitim süreci içinde olması gerekir” diyor. Yani bugün kullandığımız terminoloji ile yorumlarsak “Yaşam Boyu Öğrenme – Lifelong Learning”.

İş hayatının hızla değiştiği günümüzde çevikçe gerek mesleki, gerekse çok yönlü bilgi ile buluşarak, bilgiyi uygulamaya dönüştürüp sonuç çıkarmak, işe değer katmaktır.

Sürekli öğrenmenin sinirbilimdeki karşılığı ise, her edinilen yeni bilgi ile beynimizde yeni neronların aktive olmasıdır. Bu aktivasyon beyinde serotonin, yani mutluluk hormonu salgılanmasını sağlar. Kısacası her gün yeni bir şeyler öğrenerek motivasyonu yüksek insan haline herkes dönüşebilir.

Artık umarın ki, severek, sorumluluk duyarak ve sürekli gelişerek iş’te aradığın anlamı bulabileceksin Sezar !

 

Kitap: Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu – Max Weber

 

 

Performans Ayarı – 2016

Her İK’cının mesleğine dair yüreğinde yatan bir kaplanı vardır. Benim kaplanım “Performans”. Herkese “Ben performanscıyım” derim. Bu işin en derinlerinde dolaşmak beni büyütüyor, zihnimi açıyor.

“‘Ben performancıyım’ savıyla etrafta dolaşmak kolay, bir de işini görelim İpek” derseniz, size beş yıllık Kaynağım İnsan şirket performansımı ve kendimi nasıl büyüttüğümü gösterebilirim;

2015“, “2014“, “2013“, “2012“, “2011

2015 yılını 100 üstünden 87,25 puanla kapattım. Memnunum.

Ve geldik 2016’ya.

2016

2016’dan farklı boyutlarda beklentim büyük. Göreceğiz 😀

 

Kitap: Strateji Haritaları – Norton&Kaplan ( Dengeli Karne Uygulaması)