Etiket arşivi: Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı

Evde Korona Günlüğü, Gün 72, 31 Mayıs 2020

Yoğun tempoda hem çalıştığım, hem de geliştiğim bir gün oldu.

Saat 13:30’da son Instagram kitap özeti canlı yayınımı yaptım. Gezi Park Direnişi ile ilişkilendirerek Henry David Thoreau’nun Sivil İtaatsizlik ve Walden Gölü kitaplarının içeriğini paylaştım. Kitap özeti paylaşımlarıma belirli bir zaman planı olmadan devam edeceğim.

.

Öğleden sonra Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın düzenlediği ‘İnsanlığın Serüveni IV: Erken Modern Dönem Avrupa’nın Dönüşümü’ seminerine katıldım.

Normalde süresi 2 saat olan seminerler hocamız Dr. İlker Aktükün olunca 3,5 saate kayıyor. Bu kadar uzun süre, bir saniye bile kopmadan seminer takip etmek zor gibi gelebilir. Ancak konu öyle cazip ve anlatan kişi da o kadar akıcı şekilde Avrupa’nın 1000 yıllık tarihini sunuyor ki, anlamıyorsunuz saatlerin geçtiğini.

Hocamızın Haziran ayı boyunca Felaketler Çağı başlığı ile yeni bir tarih serisine başlayacak. Sömürgecilik, 1. ve 2. Dünya Savaşları, faşizm ve soğuk savaşı konu alacak olan yeni seriyi de takip etmeyi düşünüyorum.

.

Bugün bir de korkunç geçen beş dakikamı yazmalıyım. Uzun süredir üstüne çalıştığım proje excel dokümanını bir süreliğine bilgisayarda kaybettim. Kayıtlı ismiyle açtığımda 3 günlük çalışmamın olmadığı şablon çıkıyordu. Bir ara delireceğim zannettim. “Allah’ım” dedim, “beni böyle sınama”.😰

Bundan 20 yıl önce yine bir proje için 50 sayfalık rapor yazmıştım. Tablolar, hesaplar, kitaplar. Rapor genel müdüre gidecekti ertesi güne ve ben işin sonuna gelmişim. Son rötüşleri yaparken rapor bir anda ekranda yok oldu. “Neler oluyor?” demeye kalmadan bilgi işlem bölümünden “program çöktü” diye haber gelmişti. Ben o gün delirmedim ya … “bana bir daha bir şey olmaz” demiştim. … Ta ki bu akşama kadar !!! Direkt 20 yıl öncesi aklıma geldi. “Büyük konuştun, al sana” dedim içimden. 😨

Sonra dosyayı bilgisayarda kaydettiğim saçma sapan yerden izlerini takip ederek buldum. Ve bir raporu sadece kaybettiğimde değil ama bulduğum anda da ölebilme ihtimalim olabileceğimi gördüm. … bu sefer mutluluktan 😂

.

Washington Post – 31.5.2020 Korona Virüs Dünya Raporu (Toplam Vefat – Toplam Vaka ve ilk 23 ülke )

 

Evde Korona Günlüğü, Gün 65, 24 Mayıs 2020

 

Bayramın birinci günü bir parça tembellik ederek başladı. Yaprak’la eğlenceli bir kahvaltı ve ailemle telefonla bayramlaşarak devam etti.

13:30’da Instagram kitap özeti canlı yayınımı yaptım veeee günün merakla beklediğim olayı saat 14:00 itibariyle başladı:

İnsanlığın Serüveni III: Antik Yunan ve Roma  

Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın düzenlediği aylık seminer programını yakından takip edip katılıyorum. Geçtiğimiz 60 gün içinde bu dahil olduğum 7. seminer.

Dr. Yusuf Aktükün’ün bitmez bilmez enerjisiyle 3 saat boyunca Antik Yunan ve Roma’nın neden bilim ve felsefenin merkezi olduğunu, Antik Yunan’ın düşünsel, Roma İmparatorluğu’nun dünyaya yapısal, sistemsel miraslarını çok kapsamlı şekilde dinledim, notlar aldım.

Dr. Yusuf Aktükün aslen bir siyaset bilimci olduğu için konuları öyle geniş perspektifte anlattı ki, Antik Yunan ve Roma’nın 16,17,18,19. yüzyıllara yansımalarını nokta atışı görebildim, bağlantıları kurabildim. Bu beni büyüledi. Aklım ve algım büyüdü. 🧠💡

Mesleğinin merkezi insan olan bir kişi için insanlık ve medeniyet tarihini bilmek bir tercih, keyif değil, bir şarttır bana göre.

Gelecek hafta pazar günü İnsanlığın Serüveni’nin 4. bölümüne de katılacağım: Erken modern dönem Avrupa’nın dönüşümü.

Büyük bir heyecanla bekliyorum. 👏👏

.

Washington Post – 24.5.2020 Korona Virüs Dünya Raporu (Toplam Vefat – Toplam Vaka ve ilk 23 ülke )

 

Evde Korona Günlüğü, Gün 60, 19 Mayıs 2020

Bugün toplam 5 saatimi iki süper insandan Türk ve dünya tarih dinleyerek ve notlar alarak geçirdim.

Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı‘nın, biri ertelendiği için 19 Mayıs’a aktarılan iki seminerini peş peşe takip ettim.

  1. Uygurlar
  2. İnsanlığın Serüveni – medeniyetlerin doğuşu; Sümer, Mısır, İndus, Çin

Her iki seminer de müthişti.

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın geçen ay Hunlar, geçen hafta Göktürkler seminerine katılmıştım. Bugün de Uygurlar ile Türk tarihi serisini tamamladım. Öz tarihimize ulaşmak anlamında doğru seçimlerdi.

Hocamız Prof. Dr. Ahmet Taşağıl bu seminerde ülkemiz insanının kendi tarihinine ilgisizliğine hafifçe sitem etti. Zor coğrafyalar ve çok çok uzak … nelerlerden kalkıp gelmişiz de Anadolu’ya, yorulmuşuz, geriye bakmaya belki de bu yüzden hiç meraklı değiliz.

İkinci seminer, Dr. Öğr. Üyesi İlker Aktükün‘ün ‘İnsanlığın Serüveni, Sümer’den Harappa’ya, Mısır’dan Çin’e’ idi.

Yukarıdaki görselde paylaştığım üzere dört medeniyeti çok kapsamlı dinledik;

  1. Mezopotamya – Sümer
  2. Mısır
  3. İndus – Harappan
  4. Çin – Sarı Nehir

En tepede paylaştığım görselde de bu dört medeniyet arasından akan İpek Yolu’nu görebiliyoruz (pembe çizgi). Tarihin ilk devlet ve imparatorlukları İpek Yolu üzerinde kuruluyor. Biz Türkler de o tarihin en başından beri hep oradayız. İsmimi böyle zamanlarda çok seviyorum doğrusu 😄

.

Washington Post – 19.5.2020 Korona Virüs Dünya Raporu (Toplam Vefat – Toplam Vaka ve ilk 23 ülke )

Evde Korona Günlüğü, Gün 53, 12 Mayıs 2020

Salı günü yoğun iş temposuyla tamamlandı. Görüntülü toplantı, telefon trafiği ve canlı yayın.

Derken günün sonunda merakla beklediğim Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın seminer programı başladı;

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ile Türk Model Devleti: Göktürkler

Winston Churchill “Tarihte ne kadar geriye giderseniz geleceğinizi o kadar görürsünüz” der.

Ben de Türk tarihini kitaplardan okumanın ötesinde üstadından yorumlarıyla dinlemek için Nisan ve Mayıs korona aylarını bir fırsat olarak yakaladım.

Normal zamanlarda kesinlikle iş programıma uymayan Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı seminer programı sanki yakarışlarım duyulmuş gibi pat dedi önüme düştü.

Türklerin 1350 yıllık İslam tarihinden önce, MÖ önce 6000’lerden başlayan 4650 yıllık çok zengin ve derin bir tarihi, bambaşka bir dili, Göktürkçesi var. Bu nedenle Nisan’da Avrupa ve Asya Hunları, Mayıs ayında da Göktürkler ve Uygurları, Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl‘dan dinleyebilmekten çok mutluyum.

Bu akşam Göktürk İmparatorluğu’nun (MS 552-745)  kuruluşu, büyümesi ve yok olması, kağanları, yönetim modeli, Çin ile olan ilişkileri, savaşları, kültürü, toplumsal hayatı, dili ve dini üzerine bayağı bilgilendim. Hocamızın o bölgelerdeki gezi ve kazı çalışmalarından bizimle paylaştığı fotoğrafları ayrı bir şölendi.

Gelecek hafta gerçekleşecek olan Uygurlar seminerini iple çekiyorum.

.

Washington Post – 12.5.2020 Korona Virüs Dünya Raporu (Toplam Vefat – Toplam Vaka ve ilk 23 ülke )

Evde Korona Günlüğü, Gün 52, 11 Mayıs 2020

Yeni bir haftaya başladık. Dilerim herkes için sağlıklı, verimli geçer.

İki aydır evdeyim. Projelerimi, eğitimlerimi şükür ki devam ettirebildim. Mutluyum. 🙏

Bir de sadece korona ile hayatıma girenler, kazanımlarım var ve çok değerliler;

  • Sabah sporumu her geçen gün daha büyük keyifle yapıyorum çünkü bedenimdeki güçlenmenin ciddi farkındayım. Örneğin şınav çekmek benim için uzun yıllardır bir hayal gibiydi. Artık değil. Kesintisiz 10-12 defa şınav çekebilmek harika bir şey. Esnemek bir başka sorundu. Artık bayağı kolay geliyor. Korona döneminin benim için en büyük kazanımlarından biri fiziksel dayanıklılığımın artması olacak kanımca. 💪
  • Diğer taraftan 29 Nisan’da başladığım (13 gün olmuş) Instagram canlı yayınlarında toplam 30 kitap özeti vermişim. Böyle bir etüdün beni zihinsel olarak bu kadar disipline edebileceğini hiç düşünmezdim. Aldığım notlar, kitaplar ve yazarları hakkında yaptığım araştırmaların bana büyük faydası oluyor. Canlı yayınlarıma Mayıs ayı sonuna kadar devam etmek istiyorum. 🧠📚
  • Bugün ilk defa Evde Korona Günlüğü yazılarıma ne kadar devam edeceğim diye düşündüm.  Kararım 90 gün. Yani bu kategorideki son yazımı 17 Haziran 2020’de yayınlayacağım. 10 yıl sonra biri bana “Korona zamanı sen ne yaptın?” diye sorarsa, “Okuyabilirsin” cevabını vereceğim. 😊
  • Evde kaldığımız iki ay içinde hayatıma giren en önemli konulardan bir diğeri de yemek yapmak herhalde. Evet, yemek yapıyorum, fena da yapmıyorum ama mutfağa sevgim arttı mı? Hayır. Artık eminim, yemek yapmak ile İpek iki ayrı dünyanın kavramları. ⬅️➡️
  • Ve elbette temizlik. Bu hafta sonu o kocaman salon camlarını da sildikten sonra, kim diyebilir eksik iş, kirli yer kaldı diye? 🧽🧹💪
  • Gerek yurtiçi, gerekse yurtdışı ile gerçekleştirdiğim canlı oturumlarda paylaşmanın, fayda yaratmanın büyük hazzını yaşadım. Davet edenlere, ilgilenenlere yürek dolusu teşekkürler. 🌟👏
  • Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın düzenlediği tarih seminerlerinden çok bilgi aldım. Hun İmparatorluğu, İstanbul’un Fethi, Ortadoğu, Tapınak Şövalyeleri şimdiye kadar katıldığım başlıklar. Devamı gelecek. ⏳

.

Washington Post – 11.5.2020 Korona Virüs Dünya Raporu (Toplam Vefat – Toplam Vaka ve ilk 23 ülke )

 

Evde Korona Günlüğü, Gün 32, 22 Nisan 2020

Yaprak’la evde geçirdiğimiz bir ayımızın hafta içi sabahları birlikte yaptığımız sporla şenlendi. Ancak dün Yaprak’ın voleybol antrönöründen gelen mesaj akışımızı değiştirdi. Başka ve daha ağır videolarla farklı bir çalışma temposu istiyordu antrenör oyunculardan.

Ben yine mutlu oldum. “Harika, birlikte yaparız” dedim heyecanla. Fakat gördüm ki, kızımın kafasındaki farklıydı. “Ben tek yapmak istiyorum anne” dedi. Ben bozuldum, kendimi terk edilmiş hissettim. “Tamam 😔” dedim.

Bu sabah o odasında, ben salonda kendi videolarımızla, ayrı ayrı spor yaptık. Veeee çok iyiydi. Çünkü iki haftadır uygulamak istediğim videoyu açtım. Tam bana göreydi. Temposuyla, hareketleriyle, süresiyle.

Bazen hayatta bozulduğumuz gelişmeler aslında gerçekten ihtiyacımız olandır, değil mi? Şimdi Yaprak da daha mutlu, şaşırtıcı şekilde, ben de.

Değişim isteğine direnmek yerine, onu denemek ve kucak açmak gerek. Yaprak’ı motive etmek, harekete geçirmek için başladığım evde spor sürecine, kendi sağlığım, esenliğim için koronavirüsü krizi sonrasında da devam edeceğim. Yeni, çok kıymetli bir alışkanlık tanımladım kendime. Ne büyük kazanç 😃

.

Güne verimli geçen proje toplantısı, telefon konuşmaları ve okuma ile devam ettim. İki muhteşem sürpriz yaşadım ancak günün anlam ve önemi açısından bu sürprizlerden yarın bahsedeceğim.

.

Akşam üstü ise merakla beklediğim, Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı tarafından düzenlenen, Faruk Pekin‘in “1453; Fetih ve Payitahtın Yeniden Kurgulanması” seminerine katıldım.

Tarihimiz açısından bana göre en önemli iki olaydan biri olan  İstanbul’un fethi üzerine bayağı okumuşluğum var. (diğeri Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu) Ancak fetih sonrasında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’daki yeni devletleşme, örgütlenme, şehri yeniden kurgulama sürecini böyle detaylı bilmiyordum. Faruk Pekin’in akıcı anlatımı ile çılgınlar gibi notlar ve ekran görüntüleri aldım. Doğru bildiğimiz yanlışları, şehir efsanelerini, hatta palavraları şaşkınlıkla dinledim.

İstanbul’un fethi üzerine en iyi kaynaklar hangileri acaba diye soracak olursanız hemen yazayım:

.

Washington Post – 22.04.2020 Korona Virüs Dünya Raporu (Toplam Vefat – Toplam Vaka ve ilk 23 ülke )

 

 

Evde Korona Günlüğü, Gün 8, 29 Mart 2020

Pazar sabahım tam bir “pazar sabahı” kıvamındaydı.

Yaprak’a bir sandviç, kendime de bergamot çayı, karanfil, elma, vanilya karışımı yaparak güne çok ama çok yavaş başladım. Saçımı bile taramadan öğlene kadar yatıp kitap okudum, yerli, yabancı basını taradım, kısa kısa yazışmalar yaptım.

Bizim evimizde uzun yıllardır televizyon izlenmiyor. Korona virüs bile bu alışkanlığı bozamadı. Hafta sonu iş de olmayınca eve tam bir sessizlik çöktü. Açık pencereden gelen tek tük araba egzozu, karşı apartmanın bizim hizamızdaki dairesinde yaşayan kadının bitmeyen telefon konuşmaları ve gün boyunca yağan yağmurun fısıltısı dışında bugünden aklıma duyduğum başka bir ses gelmiyor.

Sessizlik kavramı bana otuz yıl önce makalesini yazdığım John Cage’in 4’33” – dört dakika otuzüç saniye süren sessizliğin müziğini hatırlattı. Güldüm bak şimdi. Gerçekten sessizlik var mı? Yoksa her yerde, her şey müzik mi? … Duyabilene, dinlemek isteyene…

.

Korona virüsü ile geçen günlerimizin bir diğer şaşırtıcı gelişmesi benim yemek yapmam. Anlaşılabileceği üzere yemek yapmak hiç bir zaman favori faaliyetler listemde olmadı. Hatta pişirdiğim yemekleri tadanlar “sen belki de yemek yapmamalısın” bile demiştir. Bendeki bu negatifliği aşmak için bir ‘Aşçılar’ etkinlik grubuna da katılmadım değil, yine olmadı.

Gelin görün ki, koşullar değişir ve İpek’in de zorunlu olarak mutfağa gireceği günler gelir. Geldi. Hayatımda ilk defa bu hafta kapuska yaptım desem, şaşırır mısınız? Sizi bilmem ama ben çok şaşkınım. Şimdi tribünler soruyor, “ne o mutfakla aran mı ısınıyor? Önümüzdeki günlerde seni başarılı bir aşçı olarak mı göreceğiz?” . Cevap: Her ne kadar Stefan Zweig “Bir şeye alıştıktan sonra hiç bir şey zor değildir” diyorsa da, ben de “alışmam, alışamam” diye haykırıyorum. 🙂

.

Pazar gününüm en güzel tarafı ise Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın bir kaç seminerine kayıt olmamdı. Birbirinden değerli kültür, sanat, bilim insanlarının verdiği seminerleri lütfen siz de inceleyin. Eminim hoşunuza gidebilecek sıra dışı başlıklar bulacaksınız. Belki bir seminerde karşılaşırız bile, neden olmasın?  🙂