Helis/Sarmal Organizasyon

Ekran Resmi 2020-01-02 22.19.02

2019 sonbaharında dünyanın en itibarlı yönetim danışmanlığı şirketi McKinsey’nin Insight portalında çok ilgimi çeken bir yazı yayınlandı: Helis/Sarmal organizasyon.  

Yazının bende merak uyandırmasının ana nedeni işin %50’sinin insan yönetimiyle ilgili olmasıydı.

Bildiğimiz klasik hiyerarşik matris organizasyon yapısından farklı olarak 21. yüzyıl standartlarına hitap eden bir yaklaşımı var helis/sarmal organizasyonun.

Artık işler çok hızlı, rekabet çok güçlü. Kararların hızlı alınması, değişime adaptasyonun derhal gerçekleşmesi gerekiyor. Bu korkunç teknoloji, bilgi, uygulama yarışına insanın da aynı çeviklikle uyum sağlaması zorunluluğu var. Ve görülüyor ki, hiyerarşik matris organizasyon yapısı bu çılgın dünya için artık çok yetersiz.

İşte bu aşamada imdada helis/sarmal organizasyon yetişiyor.

Son on yıldır şirket yönetimlerini her boyutuyla kasıp kavuran çeviklik/agile kavramını merkeze alıyor helis/sarmal yapı.

Çevik organizasyonlardaki ana disiplinler olan;

  • şeffaf bilgi paylaşımı,
  • hızlı tekrar ve deneyimleme,
  • sürekli öğrenme,
  • esnek kaynak dağıtımı,
  • açık ve sanal çevre kullanımı,
  • esnek roller,
  • ileri sistem, araç ve teknoloji kullanımı,
  • küçük ve yetkilendirilmiş ekipler (çok önemli)

helis/sarmal organizasyona geçebilmek için de gerekli altyapıyı oluşturuyor.

Helis organizasyon hiyerarşik yapılarda alıştığımız tek tepe yöneticiden farklı olarak iki liderli yönetim yaklaşımına sahip:

  1. Yetenek Lideri
  2. Değer Yaratma Lideri

Yetenek lideri, şirketteki bütün çalışanların uzun vadeli kariyer yollarının yapılandırılmasından, işe alım ve işten çıkartmalardan, yetkinlik takibi ve gelişiminden, değer yaratma liderinden gelecek veriler doğrultusunda performans değerlendirmeden sorumluyken, değer yaratma lideri, şirketin faaliyet alanındaki iş önceliklerinin belirlenmesinden, günlük iş takibinden ve şirketin amaçlarının gerçekleştirilmesinden sorumlu.

Esin kaynağı 1950’lerde keşfedilen DNA yapısı olan bu iki liderli yönetim şeklinde liderler eşit güce sahip. Her iki lider de birbirlerinin işlerini yakından takip ediyor ve bütün stratejik kararları birlikte alıyorlar. Hangi işin yapılacağına değer yaratma yöneticisi karar verirken, o işi kimlerin yapabileceğinin kararını insan lideri konumundaki yetenek yöneticisi veriyor.

Her iki lider de sadece kendi uzmanlık alanlarına odaklanma imkanı buldukları için bu odaklanma işlerin çevik yürümesini, insanların da daha etkili yönetilmesini sağlıyor.

İki liderin uzmanlık alanlarının çok farklı olması klasik organizasyonlarda sıklıkla yaşanan güç savaşlarını gereksiz kılıyor. Tam tersi iki liderin iyi dirsek teması içinde çok önemli sorulara hızla cevaplar bulması ve kararlar vermesi gerekiyor; hangi projelere, neden, kimlerle, nasıl bir maliyet, zaman ve aksiyon planı ile gireceğiz?  

Klasik organizasyonlarda yöneticilere sorduğumuzda zihinsel ve zamansal olarak en fazla enerjiyi çalışanlarına harcadıklarını söylerler. Çalışanların motivasyonsuzluğu, dertleri, performans düşüklükleri ile ilgilenmek sıklıkla işin önüne geçer. Biz İK uzmanları ise yöneticilere çalışanlarını geliştirmiyor diye kızarız (ben kızıyorum!) İşte helis/sarmal organizasyon bu çıkmaza sanki bir çözüm gibi.

Çalışan bir omzunda değer yaratma yöneticisinin, diğer omzunda yetenek yöneticisinin eli, daha mutlu olabilir mi ki?  Ne dersiniz?

 

 

Kurumsal Hayattan 10 İnsan Profili

corporate-people

İnsan kaynakları mesleğine uzun yıllarını vermiş insanlara bıyık altı gülerek bir soru yönetilir sıklıkla:

“Sen insan sarrafı mısın?”

Cevap: Haddimize düşmez.

İnsanları tanımak ve tutum setlerini analiz edebilmek için İK uzmanı olmak gerekmez. Şimdi gidip kurumunuzdaki kıdemli insanlara sorarsanız onlar da yaşadıkları tecrübeler üzerinden insanlar hakkında ‘kara mizahi’ tanımlamalar yaparlar.

Ben de bir İK uzmanı olarak iş hayatında rastladığım ve beni yoran insan profillerini sizlerle paylaşmak istedim;

1. Bahaneciler

Bu insanlar iş hayatında en sık rastladığımız gruptur. İşin gecikmesi, olmaması, dağılması durumlarında onların her zaman bir dolu bahanesi vardır. Bazen o bahaneler o kadar yaratıcıdır ki, şaşırır kalırsınız. ‘Bahane üretecek zihin kapasitelerini işi bitirmek için harcasalar hiçbir sıkıntı yaşanmazdı’ diye düşünürsünüz esefle.

2. Benden Sonrası Tufancılar

Bu insanlar aşırı ve yersiz özgüvenleri nedeniyle varlıklarını kurum için vazgeçilmez zannederler ve yokluklarında kurumun batacağına inanırlar, etraflarını da bu tezle iknaya uğraşırlar. Ve tahmin edilebileceği gibi yokluklarında kuruma birşeycikler olmaz.

3. Mağdurlar

Bu insanlar her durumda, her zaman mağdurdur. Bütün olaylar onlar aleyhine yürür, bütün insanlar onlar aleyhine çalışır. Hayata neden bu kadar küskün olduklarını çözemediğim insan grubudur mağdurlar. Belki özgüven eksikliği, belki de geçmişte yaşanan olumsuzluklar onları her an savunmada tutar.

4. Bu Dağları Ben Yarattımcılar

Bu insanlar ilginç bir şekilde egosunu sürekli masaya çıkarmayı kendisine hak görenlerdir. “Biz” demeyi sevmezler. Her zaman onlar için “ben ve tek ben” vardır. Oysa ki, bir insanın aklı alçakgönüllü tutumlarıyla yansır. Elbette her insanın egosu vardır, bu doğaldır. Egoyu yerinde kullanmaksa hayati bir sanattır.

5. Olmazcılar

Bu insan grubu bir şeyin nasıl olmayacağı üzerine kurgular yaparak hayatlarını sürdürenlerdir. ‘Olmazcılar’, bir konuyu 360 derece ele alırken, bir noktaya kadar faydalıdır. Ancak kontrol ellerine geçerse, kurum içinde ne iş iyileştirme, ne inovasyon, ne de büyüme gerçekleşemez. Çok tehlikelilerdir.

6. Ben Biliyordumcular

Bu insanlar bir şeyler yaşanırken susarlar, sıklıkla fikir beyan etmezler, çekimser kalırlar. Ne zaman ki bir şeyler olumsuz gider, o zaman konuşmaya başlarlar ve ilk söyledikleri cümle “ben biliyordum” olur. Bizler de bu insanlara “madem biliyordun, neden söylemedin?” deme gereği görmeyiz. Bu -gereksizliğin- yorumunu size bırakıyorum.

7. Bekleyen Romantikler

Bu insanlar sürekli beklerler. Yaptıkları işin görülmesini, söyledikleri fikrin duyulmasını, herkesin kendilerini anlamasını beklerler. Onlara “Ekmek aslanın ağzında, peşine düşeceksin, ısrar edeceksin, takip edeceksin” deriz, bu söylemimize de naif yapıları nedeniyle bozulurlar.

8. Tembeller

Bu insanlar çok iş yapıyormuş gibi görünüp aslında hiçbir şey yapmayanlardır. Elleri sürekli meşguldür ama onların ne iş yaptığını kimse çözemez. Sorduğunuzda hep yoğun ve ‘çok’ çalışmaktan yorgundurlar. Özellikle kalabalık şirketlerde kendilerini çok iyi kaybettirirler. Ellerinde dosya masalarından bir kalkarlar ve onları bir daha bulamazsınız.

9. Hem Bilmez, Hem Beğenmezciler

Bu insanlar kurumda yaşanabilecek her türlü değişime kendi kontrol alanları daralabileceği riski nedeniyle karşı olanlardır. Öğrenmek, anlamak istemezler. Yapılan hiçbir çalışmayı da beğenmezler. Onların elinde etrafa takılacak bir düzine kulp her zaman vardır.

10. Fatura Kesenler

Bu insanlar bütün yaşanan olumsuz olayların sorumluluğunu başkalarına yükleyenlerdir. Asla ve kesinlikle onların yaşananlarda bir dahli, bir hatası yoktur ve olamaz da.

Diğer taraftan, iş hayatında karşınıza çıkabilecek en vahim durum, etrafınızdaki bir çalışanın birden çok profil özelliğini sergiliyor olmasıdır. İşte onlar ekiplerini en çok yoranlardır.

Eminim herkesin yaşanmışlıkları üzerinden bu listeye katabileceği nice insan profilleri vardır. Haydi biraz da siz düşünün 🙂

 

İnsan Kaynaklarını Güçlendirmek

2018-07-26_bus_42750073_I1 

İnsan kaynakları bölümünün iç müşterisi olan yöneticiler ve çalışanlar her geçen gün daha fazla ilgi, kendilerine dokunabilen daha farklı uygulamalar istiyorlar.

Operasyonel işleri başından aşkın olan insan kaynakları ekipleri ise bu talepleri karşılamakta doğal olarak zorlanıyor.

O zaman kurum içinde yaşanan söz konusu kopukluğu nasıl aşabiliriz? İç müşterimize nasıl dokunabiliriz? Onların beklentilerini nasıl öğrenebiliriz?

Bu soruların cevabı olarak kimisi hızla devreye alınabilecek, kimisi ise biraz daha planlama, organizasyon, sistem gerektiren beş önerim olacak;

  1. Odak Grup Toplantıları

Odak grup, farklı bölümlerden, farklı kademelerden çalışanların bir konu hakkındaki his ve düşüncelerini paylaşabilmelerini sağlamak üzere organize edilen toplantılardır.

Moderatör konumunda olan insan kaynakları bölümü katılımcıların bildirimleri çerçevesinde geliştirici/iyileştirici aksiyon planları yapabilir, öneri sahiplerini geliştirilen projelere kapsayıcı şekilde dahil edebilirler.

  1. İK Rotasyonu

İnsan kaynakları bölümünde rotasyon iki yönlü olabilir;

Birincisi, insan kaynakları ekip üyelerinin farklı bölümlerde zaman geçirmesidir. Bu sayede İK kadroları diğer bölümlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini sahada, onlarla çalışarak öğrenebilirler.

İkinci rotasyon şekli, farklı bölüm çalışanlarının insan kaynaklarına gelerek iş süreçlerini görmeleri, öğrenmeleri, görüş ve önerilerini sahada bizlerle yaşayarak dile getirmeleri şeklinde olabilir.

  1. İK Meraklıları Kulübü

Eğer şirketlerimizdeki çalışanlara sorarsak, aralarında pek çok insan kaynaklarına meraklı kişi bulabiliriz. İK meraklılarından kurabileceğimiz bir kulüp gerek insan kaynaklarının gelişiminde ve iyileşmesinde, gerekse gelecekteki İK kadro ihtiyaçlarının karşılanmasında aktif potansiyel yedeklerimiz olabilirler.

  1. Anlık Mini Anketler

Son yıllarda ‘insan kaynakları analitiği’ başlığı altında ele alınan, çalışanlara anlık mini anket uygulamaları yapmak, bizim sahaya dokunmak adına üretebileceğimiz en etkili çözümlerden biri olabilir. Böyle bir metodu basit bir cep uygulaması ile hayata hızla geçirebiliriz.

  1. Çalışana Özel Kariyer Planlama – İş Üstü Eğitimler

Diğer dört önerimin yanında en zorlusu, çalışanlara özel kariyer planlaması yapabilmektir. Zor olmasının nedeni böyle bir açılımın sadece İK değil, uygulamanın bölüm yöneticilerinin de tam desteğini alması gerekliliğidir. Farklı iş üstü öğrenme metotlarının (bakınız; iş üstü eğitim metotları listesi) hayata geçirilebilmesi çalışanlara dokunabilmek, onların gelişimi adına özel süreçler tasarlayabilmek için idealdir.

.

21. yüzyıl insan yönetimi standartları hızla değişirken, bizlerin de kendimizi 20. yüzyıl uygulamalarından derhal sıyırmamız, daha teknolojik, daha sahada, daha kapsayıcı iş süreci ve çözümler tasarımlamamız kaçınılmaz olacaktır.