Bir İK’cı Siyasetle Ne Yapar?

Herşey 2012 yılında, AB eğitimi için Londra’ya gittikten sonra başladı. Altı gün boyunca küreselleşmenin farklı boyutları üzerine düşünmek, konuşmak, öğrenmenin beni çok mutlu ettiğini farkettim. Neden? Çünkü herşeyin merkezinde insan vardı. Uzmanlık alanım. Dönüşte araştırma ve okuma sürecime Birleşmiş Milletler’in faaliyetlerini kattım.

2013 yılında Gezi Parkı Direnişi‘ni yaşadık.

Gezi Parkı Direnişi’nden sonra %80 oranında okuma tonumu değiştirdim. İlk elime aldığım, eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger’ın Diplomasi kitabı oldu. Bu ve bundan sonra bitirdiğim her eserde sevgili hocam İlber Ortaylı’yı andım: Ne kadar cahilim, keşke şimdi, burada pat diye ölsem.

2014 yılı başında Facebook ve Twitter’ın kapatıldığı sansür sürecinde İK blog yazarları olarak tepkimizi ortaya koyduk. Ancak verdiğimiz tepki, bazı kişi ve kurumları rahatsız ederek canımızı yakmaya başladığında, küçük bir aktivist grup olarak ses yükseltmenin ötesinde birşeyler yapmak gerektiğini farkettim.

2 Nisan 2014 tarihinde görüş olarak bana yakın olan bir siyasi partinin kapısından içeri adımımı attım.

360Siyaset bilimi, ilk çağ filozoflarından başlayarak büyük bir okyanus. Bu okyanusta yüzmeye başlamak çok zor, yüzmeyi öğrenmek zahmetli, boğulmamak ise bir sanat. Atomu parçalamak siyaset yapmaktan daha kolaydır diye düşünüyorum. Ancak bu yol beni en sevdiğimle, tam da istediğim şekilde buluşturdu, çok yönlü bilgiyle. Merkezi insan olan ve her açısı sonsuzluğa uzanan 360 derece sınırsız gelişim platformu; tarih, bilim, ekonomi, sanat, dünya, gelecek, …

Elbette siyaseti bilgi tabanlı öğrenmek yetmiyor, öğrendiğini analitik yorumlaman, uyarlaman ve sayısallaştırarak uygulaman gerek. Eleştirel düşünüp, sürekli geliştirebilmen ve değiştirebilmen, sonrasında da kalıcı kılmak, kültüre dönüştürmek için yazabilmen gerek. Aynen bizlerin insan kaynakları yönetiminde yapmamız gerektiği gibi, değil mi?

Günün sonunda, bilgisiz fikir sahibi olmak ne kadar tehlikeliyse, uygulamaya dönüşmeyen bilgi de o kadar faydasızdır. 

 

Zorlayınca Olmuyor

Yaklaşık dokuz aydır blog yazısı yazmıyorum. İş, güç, koşuşturma. Bir de Kaynağım İnsan’ın eski yüzünden çok sıkıldım, elim klavyeye gitmez oldu. Şekil içeriğin önüne geçer mi? Geçti. Sonra yeni tema bulayım dedim. İki tanesini satın aldım. Birini denedim olmadı, diğerine bakmadım bile. Hep birşeyler eksik, istediğim gibi değil.

Zorlayınca olmuyor.

Mülakatlar için söylerim hep, aday ne kadar yoruyorsa, o kadar yanlıştır. Doğru tema, yormayan. Aslında okuyucuya “Şekil değil, içeriğinle gel bana” dedirten.

Bunun üzerine açtım WordPress’i, hazırdaki ilk şablona tıkladım. Bitti.

“Hayırlısı” diyerek başlıyorum tekrar yazmaya.

İnsan kaynakları mı dersiniz, kitap mı, bazen sosyal konular, bazen uluslararası olaylar, ne varsa aklımda, yüreğimde, kütüphanemde yazacağım. Ama söz işinize yarayacak. Nihayetinde İK’cıyız en dibinden.

Sizleri özledim.